T.C.

BAŞBAKANLIK

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU

R İ Z E  İ L   S O S Y A L   H İ Z M E T L E R  M Ü D Ü R L Ü Ğ Ü

ANA SAYFA SOSYAL HİZMETLER PERSONEL HABERLER

FAALİYETLER

PROJELER İLETİŞİM SHÇEK MESLEKİ PAYLAŞIM FOTOĞRAF BELGE MERKEZİ LİNKLER ESKİ DOSTLAR
KURULUŞLARIMIZ

İL MÜDÜRLÜĞÜMÜZ

 

ÇOCUK YUVAMIZ

 

YETİŞTİRME YURDUMUZ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM MERKEZİMİZ

 

AİLE DANIŞMA MERKEZİMİZ

 

HİZMETLERİMİZ

ÇOCUK HİZMETLERİ

 

GENÇLİK HİZMETLERİ

 

AİLE TOPLUM KADIN HİZMETLERİ

 

SOSYAL YARDIM HİZMETLERİ

 

YAŞLI BAKIM HİZMETLERİ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM HİZMETLERİ

 

EVLAT EDİNME HİZMETLERİ

 

KORUYUCU AİLE HİZMETLERİ

 

ÇALIŞMALARIMIZ

BİR ÇOCUĞA KUCAK AÇ KAMPANYASI

RİZE ENGELLİLER HARİTASI

DİLENCİLİĞİN ÖNLENMESİ

SOKAKTAKİ ÇOCUKLARIN REHABİLİTASYONU

ÖZÜRLÜ, YAŞLI, HASTA BAKICILIĞI KURSU

BEYAZ HALKA PROJESİ

AİLE İÇİ ŞİDDETİ ÖNLEME ÇALIŞMASI

GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR

ÇOCUKLAR YARARINA KURULAN DERNEKLER

 

Dünya Kadınlar Günü

RİZE - 08 Mart 2007

Rize Valiliği İnsan Hakları İl Kurulu ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün ortaklaşa düzenlediği

 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri büyük ilgi gördü.

Programın hazırlanmasında büyük emek harcayan İnsan Hakları İl Kurulu Başkanı Vali Yardımcısı Sayın Fuat GÜREL'e, Sayın Valimizin eşi Halide ESEN Hanımefendi'ye teşekkür ediyoruz.

Sabah saat 09:30'da Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından Atatürk Anıtı'na çelenk sunuldu. Çelenk sunma törenine Vali Yardımcı Fuat GÜREL de katıldı.

"Ailede ve Toplumda Kadın" Konulu Konferans

Rize Valiliği İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve İnsan Hakları İl Kurulu'nun birlikte düzenledikleri Dünya Kadınlar Günü Konferansı 8 Mart 2007 tarihinde Rize Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Rize Valisi Kasım ESEN'in eşi Avukat Halide ESEN'in yaptığı konferansta Başkent Üniversitesi'nden Prof. Dr. Işıl BULUT, "Ailede ve Toplumda Kadın" adlı bir konferans sundu. Çok sayıda katılımın olduğu konferansta, yere bulamayan katılımcılar konferansı ayakta izlediler.

  

İl Muhakemat Müdürü Avukat Sayın Halide ESEN'in Açılış Konuşması

İlimiz protokol kademesinde yer alan sayın davetliler, Başkent Üniversitesinin saygıdeğer öğretim üyeleri, bu özel günü bizimle paylaşan sevgili hanımlar, 8 mart dünya kadınlar gününü kutlamak için  bugün aramızda yer alan centilmen beyefendiler;

  Bugün Valilik İnsan Hakları İl Kurulu ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün birlikte düzenledikleri 8 mart dünya Kadınlar Gününü kutlamak için bir araya gelmiş bulunuyoruz.Önce neden dünya kadınlar günü ve neden 8 mart sorusunun cevabını vermeye çalışalım. ABD’nin   New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar,1800lü yılların ortalarından beri daha iyi çalışma koşullarının sağlanması ve emeklerinin karşılığında hakkettikleri ücretin iyileştirilmesi için mücadele vermektedirler. Ama,bunca yıllık mücadeleye karşın elde edebildikleri pek bir hak yoktur. En sonunda, haklarını alabilmek için son çarelerden biri olan greve baş vururlar Patronların buna verdiği cevap ise hunharca bir saldırı olur. Patronlar ve onlarla iş birliği yapan “gardiyan”lar işçi kadınları fabrika binasına kilitler. Patronların korkusu, işçi kadınların verdikleri kavganın güçlenmesi ve grevin başka fabrikalara sıçramasıdır.   

    Fabrika binasında birdenbire beklenmedik bir yangın baş gösterir,kısa bir süre içinde binanın hemen hemen tümü alevlere teslim olur. İçerde bulunan kadın işçilerden yalnızca çok azı kaçarak canlarını kurtarabilir. Fabrikada kapalı kalan yüzün üzerinde işçi kadın alevler içinde can verir. İşte o kara günde takvimler 8 martı göstermektedir. 

Bu olayın anısına, Birleşmiş Milletler Örgütü, 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.  Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi. O günden bu güne kutlamalar her yıl yapılıyor.

‘O günden bu güne..’ derken peki o günden bu güne, dünyadaki kadınların durumunda olumlu anlamda bir değişiklik var mı?

Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;

1. Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.

2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.

3. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.

4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler.

Türkiye’den bazı rakamlar vermek gerekirse, evli kadınların 3/4'ü eşlerinden şiddet görüyor.

Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve Inceleme Derneği’nin çeşitli araştırma sonuçlarına dayanarak açıkladığı verilere göre Türkiye’de evliliklerin ilk 3 yılında gecekondu ve kırsal kesimde yaşayan kadınların  %90’ı, üniversiteli kadınların ise ( dikkatinizi çekerim)   %73’ü, şiddete maruz kalıyor.

Önceki yüzyıllarda avcı ve çiftçi toplumlarında  fiziksel güç önemli olduğu için, dünya konjonktürü erkeğin egemen olmasını gerektiriyordu. Fakat çağımızda zihinsel güç ön plana çıkınca  fiziksel gücün yerini bilgi almıştır, akıl almıştır. Akıl ise, Yaratıcı tarafından kadın ya da erkek ayrımı yapılmaksızın dağıtılmıştır. Her iki cinsin de birbirlerine karşı artıları ve eksileri vardır. Birbirlerini tamamlamak için, yaratılmışlardır. Bu nedenle cinsiyeti sebebiyle bir insanın başarısının ertelenmemesi gerekir.

2002 yılında yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ve Anayasada yapılan bir dizi değişiklik ve yenilik ile  “ailede eşlerin eşit hak ve sorumluluk  sahibi olduklarına” ilişkin hükümler kabul edilmiş oldu. Keza Türk Ceza Kanununda da kadınlara yapılan şiddet eylemleri ile ilgili olarak ağırlaştırıcı cezalar getirilmiştir. Bir örnek vermek gerekirse, Türk Ceza Kanununda “ Töre saikiyle” kasten adam öldürmeye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi kabul edildi. Avrupa Birliğine uyum çalışmaları çerçevesinde kadınlar lehine bir dizi  reform sayılacak düzenleme yapılmıştır.Ancak,  Kanun koyucunun meclisi toplayıp bir gecede kanunları değiştirmesiyle sorunlar bitmiyor. Ağırlaştırıcı hükümlere rağmen namus ve töre cinayetleri halen  toplumun  gündemini meşgul etmektedir.

Bana ayrılan süre itibarıyla burada kadınların sorunlarının tümünü  anlatmam mümkün değildir. Esasen Türkiye’de herkes, her alanda sorunların ne olduğunu gayet iyi biliyor. Sorumluluğu hep başkasının üzerine atma konusunda da çok mahirizdir. Biz sorun değil, çözüm diyeceğiz.

Bu konuya girmeden,  müsaadenizle bir dünya kadınlar günü fıkrası anlatmak istiyorum:

Dünya kadınlar gününde bir çok ülkeden kadının katıldığı Dünya Kadın Örgütü toplanmış. Kararlar alıyorlar. Kadınları kimse ezememez. Herkes eşittir vs. Bundan sonra kendimizi ezdirmeyeceğiz kocalarımızın isteklerini yerine getirmeyecegiz demişler. Sonuçlarını da gelecek sene tekrar toplanıp değerlendirmek üzere kongreyi bitirmişler.Aradan 1 sene geçmiş. Tekrar toplanmışlar. Sonuçları değerlendiriyorlar.

Önce İtalyan kadın söz almış;

-Eve ilk gittiğimde kocam benden yemek yapmamı istedi, bende bundan sonra yemek yapmayacağımı kendisinin yemek yapması gerektiğini soyledim.

1. gün bişey göremedim,

2. gün kendisine yemek yaptı,

3. gün bana da yemek yaptı o günden beri evde yemeği kocam yapıyor.

Sıra Alman kadına gelmiş;

-İlk gün eve gittim. Kocam benden elbiselerini yıkamamı istedi. Ben de ona bundan sonra temiz elbise giymek istiyorsa kendisinin yıkayacağını soyledim.

1. gün bişey göremedim,

2. gün kendisinin elbiselerini yıkadı,

3. gün benimkileride yıkadı. O günden beri evdeki bütün elbiseleri yıkıyor.

Sıra bizim Malatyalı Eşe Kadına gelmiş;

-İlk gün eve gıtdım. Kocam bulaşığları yığamamı istedı. Bende ona ula dedım  senın boyun devrıle. Bundan sonra temız kapda yemek yemek istirsen bulaşığları kendın yığayacaksın.

1. gün bişey göremedım,

2. gün bişey göremedım,

3. gün gözımın birisi azacığ açıldı etrafı görmeye başladım. O günden berı evdekı işlerın hepısını gene ben yapirım.

Sayın davetliler,

Biz böyle bir olaya sebebiyet verip, vebal altında kalmak istemeyiz. Bizce,  Kadınlar günü, erkeklere karşı düşmanlık tohumlarının atıldığı bir gün olmamalıdır. Kadın erkek ilişkileri bir savaş alanı değildir. 1960’ da kadınları erkeklere karşı silahlanmaya çağıran bir kitabın sahibi olan, Amerikalı feminist yazar Bety Freadman, şu anda Manhattan’da tek başına yaşamaktadır. Yetmişinci yaşından sonra söylediği şu cümle ne kadar anlamlıdır:

‘Bir erkekle güven ve sadakate dayalı bir ilişki içinde olmak beni ne kadar mutlu ederdi. Evet insanları dünyada, sadakate dayalı kadın - erkek birlikteliğinden daha çok mutlu eden hiçbir şey yoktur. Sorunlarımızın çözümüne kendimizden başlamalıyız.Çünkü başkalarını, toplumu, dünyayı değiştirmek bizi aşar. Biz önce arzın merkezine, bireye yani kendimize, sonra ailemize bakacağız.Kendimizi bilgiyle, irfanla, kültürle, görgüyle  donatacağız. Küpümüzü ne ile doldurursak dışarıya o sızacaktır. Kendine güveni olan, kendini rahatlıkla ifade eden donanımlı kadın veya erkek saygı görecektir.

Rize’de yapılan sosyal çalışmalar sonucunda, ailelerde, aile içi iletişimin gerekli şekilde olmadığı konusunda  bir kanaat ortaya çıkmıştır. Aile toplumun en küçük birimi ancak, toplumu en fazla etkileyen bir kurumdur. Buradaki her türlü iletişimsizlik, tatminsizlik, mutsuzluk topluma şiddet olarak, hiddet olarak ve cinnet olarak yansımaktadır.  Sağlıklı nesiller, sevginin neşet ettiği aile ortamında yetişir.

Geçen ay çok ünlü bir roman yazarımız şöyle demişti: “Biz dirilerden esirgediğimiz sevgiyi ölülerimize vermekteyiz. İnsanlarımız ne zaman ki ölüyor o zaman kıymete biniyor.” Takdir edersiniz ki, ölüye sevgi göstermenin mezarına çiçek ekmenin bir yararı olmaz. Biz hem sevelim. Hem de sevgimizi ifade etmede cömert davranalım. Zira sevgi sevgi doğurur.Kutsal kaynaklar şöyle der: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız. Demek ki , sevgi, cennetin kapısını dahi açacak güçlü bir anahtardır.

Kadınlarla erkeklerin yan yana ve el ele yaşadıkları barış dolu bir  dünyanın kurulması dileğiyle hepinize çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. Dünya kadınlar günü hepimize kutlu olsun!

KONFERANS

AİLEDE VE TOPLUMDA KADIN

(Power Point Sunusu Ana Hattı)

PROF. DR. IŞIL BULUT

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ / SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ / SOSYAL HİZMETLER BÖLÜM BAŞKANI

 

AİLE VE EŞLER ARASI İLİŞKİ

AİLE TANIMI

Aile, kan bağı, evlilik ve diğer yasal yollardan aralarında akrabalık ilişkisi bulunan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan bireylerden oluşan, bireylerin cinsel, psikolojik, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının karşılandığı temel bir toplumsal birimdir.

AİLE BİR SİSTEMDİR

Yapısal - Sınırlar, Alt Sistemler, Bütünlük

 

Fonksiyonel -   İletişim, kararlar, roller, değişim ve uyum

 

Gelişimsel -  Aile yaşam döngüsü

AİLE SİSTEMİNİN GELİŞİMSEL ÖZELLİKLERİ

Aile yaşam döngüsü

nEş olmak

nAna-baba olmak

nErgenlik-Bahar temizliği (A.Yalın)

nÇocukların büyümesi

nÇocukların ayrılması (Boş yuva sendromu)

nAilenin geç dönemi

AİLE SİSTEMİNİN DENGESİNİ TEHDİT EDEN UNSURLAR

Her değişim (yaşam döngüsü geçişleri dahil) aile ilişkilerinde de yeni uyumlar (değişimler) gerektirir.

 

Uyum gerçekleşmediğinde KRİZ yaşanabilir.

 

Yeniden uyum için çoğu zaman aile ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi gerekir.

KİŞİLERARASI İLİŞKİ

Üç temel ihtiyaç önemlidir.

 

nAit olma

            Başkalarıyla anlamlı ilişki kurma

            Mahremiyetini koruma

            Ait olma-dışarda kalma

KİŞİLERARASI İLİŞKİ

nKontrol

            Kontrol etmek-kontrol edilmek

            Güç ve kontrol arası ilişki

            Güç devamlı olabilir-değişik durumlarda ortaya çıkabilir.

KİŞİLERARASI İLİŞKİ

nSevgi

            Sevgi vermek ve almak konusunda farklı beklentiler.

•Yakın, kişisel ilişkiden hoşlananlar

•Kişisel olmayan, formel ilişkiden hoşlananlar  

KİŞİLERARASI İLİŞKİ

İnsan ilişkilerinin pozitif bağlantıları:

Aşk, sevgi, samimiyet, empati vb. gibi

 

İnsan ilişkilerinin negatif bağlantıları:

Nefret, düşmanlık, korku, ret, aldırmazlık vb. gibi.

 

Pozitif ve negatif duygular aynı zamanda, aynı kişiye yönelebilir.

KİŞİLERARASI İLİŞKİ

nİlişkilerin dünü, bugününü etkiler

nAile üyeleri arasında bu ilişkiler vardır ve her ailede farklıdır

nAynı ailede duygular zaman içinde değişebilir, bu durum ilişkileri de etkiler.

EŞLERARASI İLİŞKİ

Eşlerarası ilişkinin kalitesi, aile içindeki diğer tüm ilişkileri etkiler.

 

Karşılıklı sevgi, sıcaklık, destek, cesaretlendirme.

EBEVEYN İLİŞKİSİ

nÇocuklara ana babalık yapmak için eşlerin işbirliği yapması.

nÇocukların bakımı, yönetimi ve gözetilmesinde birbirini uyarma, cesaretlendirme, övme.

nEbeveynin bu konudaki işbirliğinin derecesi çocuklara iyi ebeveyn olma kalitesini etkiler.

TEK KANATLI KUŞ UÇAMAZ

FONKSİYONEL (SAĞLIKLI) AİLE

nBirlikte olmaktan zevk alma, birbirini destekleme,

nKendilerinin ve diğerlerinin görüşüne saygı duyma,

nBirbirleriyle açık iletişim kurma,

nİşbirlikçi olma, işbölümü, paylaşım

nAna baba için evliliğin birinci derecede, ebeveynliğin ikinci derecede olması,

nÜyelerin birbirine yakın olması, kişisel farklılıklara saygı,

nKarşılıklı etkileşim, katı kurallar yok, değişime açık

nOtorite, aşırı kontrol, üstünlük yok,

 

Sonuç : üyelerin kişisel gelişimine olanak tanır.

FONKSİYONEL OLMAYAN (SAĞLIKSIZ) AİLE

nÜyeler arası dolaylı iletişim

nÜyelerde egoizm. Yalnızlık ve ümitsizlik,

nKarşıdakilerin beklentilerine uygun davranma,

nDuygusal sorunların konuşulmaması

nSahte davranışlar. Zayıf yönlerin saklanması,

Sonuç : İlişkiler bozuk, kişilerarası ilişki zayıf ve kurallara bağlı. Duygusal gelişim risk altında. Psikopatolojik reaksiyonlar. Şizofrenik, sosyopat, davranış bozukluğu olan bireyler.

 

Uyum arttıkça fonksiyonel olma artar. 

Fazla uyum zararlı. Az olunca da zararlı.

AİLE SORUNLARI

nAile üyeleri arasında iletişim bozuklukları

nEşler arasında anlaşmazlık

nBedensel ve ruhsal sorunları

nKaza

nGelir azlığı

nİşsizlik

nEşlerden birinin aileyi terk edip gitmesi

nKonut koşullarının elverişsizliği

nÇocukların başıboş kalması, suça yönelmeleri

nİçki, kumar, uyuşturucu bağımlılığı

nToplumsal çevreye uyumsuzluk…

TÜRKİYE’DE KADININ DURUMU

KADINLARIN İLK EVLENME YAŞI

45-49 yaş grubu          : 19.2

25-29 yaş grubu          : 21.0

 

25-29 yaşlar arasında hiç eğitimi olmayanlar ile en az lise mezunu kadınlar arasında ilk evlenme yaşında yedi yıllık bir fark bulunmaktadır.

KADINLARDA İLK EVLENME YAŞI (2005)

Türkiye                        : 22.8

Batı Karadeniz             : 21.8

Doğu Karadeniz           : 22.4

KADINLARDA İLK DOĞUM YAŞI

Türkiye                        : 21.8

Kent                            : 22.1

Kır                               : 21.1

Doğu Karadeniz           : 21.9

Eğitimi Yok                  : 20.1

İlköğretim                    : 22.3

ADÖLESAN ANNELİK

15 yaş              : % 8

16 yaş              : % 1

17 yaş              : % 3

18 yaş              : % 8

19 yaş              : % 17

-----------------------------

15-19 yaş        : %8

 

KADININ İŞGÜCÜNE KATILIMI

Yıl                    Genel%                      Kırsal kesim(%)

2000                   24.9                         34.2

2004                   22.9                         32.5

KADININ İŞGÜCÜNE KATILIMI

2006 yılında işgücüne katılma oranının en yüksek olduğu bölge %62.3 ile Doğu Karadeniz Bölgesi’dir.

 

Bu oranın kadınlarda en yüksek olduğu Bölge %50.1 ile yine Doğu Karadeniz Bölgesidir.

KADININ SİYASETE KATILIMI

2002 Genel seçim sonuçlarına göre kadın milletvekili sayısı 24 (%4.36) dır. Hepsi yüksek öğrenimlidir. (Geçen dönem bu sayı 23 idi)

EĞİTİM

Eğitimsiz / hiçbir okul bitirmemiş kadınlar

 

                        Kır       : %48.8

                        Kent    : %33.8

                        Batı      : %31.5

                        Doğu    : %60.2

 

KIZ ÇOCUKLARININ OKULA GİTMEME NEDENLERİ

nOkula ilgi duymama

nOkul masrafları

nAilenin izin vermemesi

nEv işlerinde aileye yardım etmek zorunda olmak

nÇalışmak zorunda olmak

 

KÜLTÜREL YAPININ KIZ ÇOCUĞUNU OKULA GÖNDERMEMEDE ETKİSİ

nErken evlenme

nAtaerkil aile yapısı

nKız çocuğunu okula gönderme normu’nun gelişmemiş olması

AİLE İÇİNDE KADIN

KÜLTÜREL NORMLAR NASIL TAŞINIR

nSosyalleşme

nModel alma

nöğrenme

AİLE İÇİNDE KADININ ROLÜ

nYemek pişirmek

nTemizlik yapmak

nBulaşık yıkamak

nÜtü yapmak

nÇocuk bakımını üstlenmek

Evimizin direğisin
Gözümüzün bebeğisin
Ne tatlısın, ne iyisin,
Benim canım babacığım


 

AİLEMİZ

Sabah olur, kalkarız

Çay içer, ekmek yeriz

Babam işine gider

Biz okula gideriz

                                   Akşam olur hepimiz

                                   Toplanırız masaya

                                   Annemizin yaptığı

                                   Yemek konur ortaya

                                                           Yemek yer konuşuruz

                                                           Sonra da işler başlar

                                                           Annem bulaşık yıkar

                                                           Babam gazete okur

                                                           Biz de ders çalışırız

 

KAZANCIN HARCANMASINA İLİŞKİN KARAR

Evli kadınların %38’i kendi kazancının kullanımında söz sahibidir.

Yaşı yüksek olan, Batı’da yaşayan bu konuda daha şanslıdır.

 

KADININ KÜLTÜREL AÇIDAN KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR

nBaşlık parası ile evlendirilme

nKuma ile yaşamaya mecbur edilme

nBerdel

nTöre cinayetleri

nZorunlu intihar

KADININ STATÜSÜNÜ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

nGelir düzeyi

nEkonomik bağımsızlık

nÇalışma durumu

nÖğrenim düzeyi

nSağlığı ve doğurganlığı (erkek çocuk doğurma)

nAile ve toplum içindeki rolü

nDeğeri

KADINI ETKİLEYEN STRESÖRLER

nAile, arkadaş ilişkileri  ve maddi kaynakların sınırlandırılmış olması

nÇok çocuk veya çocuk sahibi olamama

nAilenin diğer bireylerinin bakımını üstlenme

nEşin başka yerde yaşaması

nİş yerinde kötü muamele görme

nYaşlanma süreci, menopoz

nÇocukların evden ayrılması

RUH SAĞLIĞI VE KADIN

Ruhsal bozukluk örüntüleri kadın ve erkekler için önemli derecede farklıdır.

 

Kadınlarda                             Erkeklerde

Depresyon                               Madde kullanımı

Anksiyete                                Anti-sosyal davranışlar

Yeme bozuklukları                   İntihar

İntihara teşebbüs

 

AİLE İÇİ ŞİDDET

AİLE İÇİNDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET

FİZİKSEL ŞİDDET

 

            Dayak

            Herhangi bir cisimle vurma

            Yaralama

            Tartaklama

            Evden kovma

AİLE İÇİNDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET

2- DUYGUSAL ŞİDDET

 

            - Hakaret, küfür,  

      küçümseyici sözler veya   

      davranışlar

            - Evden çıkmanın,

      arkadaş ve yakınlarla  

      görüşmenin 

      engellenmesi

AİLE İÇİNDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET

2- DUYGUSAL ŞİDDET

            - Korkutulma (- öldürürüm, keserim,    

     döverim; çocukları kaçırırım, göstermem!)

            - Kadının parasına el konması veya ihtiyaçları

     için para verilmemesi

            - Kadının isteği dışında cinsel ilişkiye

     zorlanması

 

DİĞER ŞİDDET GÖSTERGELERİ

nEşyalara zarar verme

nİletişim araçları ile rahatsız etme

nSilah ve benzeri araçlarla korkutulma

nAlkol veya uyuşturucu kullanarak eve gelme veya evde bu maddeleri aşırı kullanarak zarar verme

 

BU  DURUMDA KADIN MAHKEMEDEN EŞİNİN BU HAREKETLERE SON VERMESİ İÇİN ÖNLEM ALINMASINI İSTEYEBİLİR

KADININ KOCASI TARAFINDAN DÖVÜLMESİNE KARŞI TUTUMU
(TNSA, 2003,
8075 kadın)

Kadına göre kocasının ona vurmakta haklı olduğu durumlar:    

                                                           yüzde%

n Yemeği yakarsa                                05.8

n Karşılık verirse                                  29.1

n Lüzumsuz para harcarsa                   27.0

n Çocukları ihmal ederse                      23.2

n Cinsel ilişkiyi reddederse                   16.3

 

(Eğitim, yerleşim yeri, çalışma durumuna göre farklılaşma)

ŞİDDETE MARUZ KALAN KADININ ÖZELLİKLERİ

nKendini sorumlu tutar

nPasif olarak yetiştirilmiştir

nSosyal yalnızlık çeker

nEşinin bir gün değişeceğine inanır

nBenlik saygısı düşüktür

nBağımlı kişilik özelliğine sahiptir

nPsikolojik sorunlar yaşar

ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN
%20’Sİ
İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNMAKTADIR
(WHO, 2002)

ŞİDDET EĞİLİMLİ ERKEĞİN ÖZELLİKLERİ

nDüşük benlik saygısı

nEngellemeye karşı düşük tolerans

nŞiddetin bulunduğu ailede yetişme

nEmpati yapma yeteneğinin olmaması

nCinsel rolünü katı bir şekilde benimseme

nÖzel ilgiye hakkı olduğunu düşünme

nAnormal düzeyde kıskançlık

nMadde bağımlılığı

EDİNİLEN DAVRANIŞLARIN DEĞİŞMESİNDE EN ÖNEMLİ KONU NEDİR?

EĞİTİM

SADECE KADINLARIN EĞİTİMİ Mİ?

HAYIR!

KADINLARA TANINAN HAKLAR VE KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

YASALAR

 

1- a) İlk Medeni Yasanın Kadınlara Getirdiği Haklar (1926)

nErkeklerin birden fazla kadınla evlenmelerinin yasaklanması

nResmi nikahla evlenme zorunluluğu

nEşinden ayrılabilme hakkı

nMirasta kadın ve erkeğe eşitlik hakkı

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

YASALAR

 

1- b) Yeni Medeni Yasanın Kadınlara Getirdiği Haklar

 

nİlk evlenme yaşı kadın ve erkek için eşitlenmiştir. Kadın-erkek 17 yaşını doldurmadan evlenemez.

nEşler velayeti birlikte kullanır.

nEşlerden biri meslek ve iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir.

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

YASALAR

 

1- b) Yeni Medeni Yasanın Kadınlara Getirdiği Haklar

 

nEşler evlilik birliğini beraberce yönetirler

nEvlilik birliğini temsil yetkisi eşlerin her ikisine aittir

nEşler oturdukları evi birlikte seçerler

nKadın evlilikten sonra da önceki soyadını kullanabilir

nYeni medeni yasaya göre ilk evlenme yaşı aile izni ile 17, mahkeme kararı ile 16’dır. Kadın-erkek 17 yaşını doldurmadan evlenemez

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

YASALAR

 

1- c) Ailenin Korunmasına Dair Yasa (1998)

 

4320 SAYILI AİLENİN KORUNMASI HAKKINDA YASA AİLE ÜYELERİNE AİLENİN DİĞER BİR ÜYESİ TARAFINDAN ŞİDDET UYGULANMASI HALİNDE BAZI ÖZEL TEDBİRLER ALINMASINI İÇERMEKTEDİR.

 

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

2- SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

 

Ortak amaç:

 

nKadınların toplumsal yaşama katılımını sağlamak

nKadın sorunları konusunda duyarlılığı arttırmak

nİlgili kurum ve kuruluşları bilinçlendirmek

nBaskı grupları oluşturmak

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

2- SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

 

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte sayıca artış olmuştur. Birkaç örnek:

 

nTürk Kadınlar Birliği Derneği (1924)

nYardımsevenler Derneği (1928)

nÜniversiteli Kadınlar Derneği (1949)

nTürk Kadınlar Konseyi Derneği (1959)

nTürk Anneler Derneği (1964)

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

2- SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

 

Sivil Toplum Kuruluşları Rehberine göre ülkemizde 119 adet kadın ile ilgili Sivil Toplum Kuruluşu bulunmaktadır.

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

3- ÜNİVERSİTE KADIN ARAŞTIRMA MERKEZLERİ

 

Amaç   - Kadının statüsünü yükseltmek

            - Bilimsel araştırmalar yapmak

 

İlk kez 1996 yılında kadın çalışmaları alanında yüksek lisans derecesi verilmiştir (ODTÜ).

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

4- VALİLİKLER BÜNYESİNDE KURULAN 

     KADININ STATÜSÜ BİRİMLERİ

 

İstanbul, İzmir, Adana, Erzurum, Trabzon, Bursa, Diyarbakır, Van, Antalya, Gaziantep, Sivas

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

4- VALİLİKLER BÜNYESİNDE KURULAN 

     KADININ STATÜSÜ BİRİMLERİ

 

 Kadının Statüsü Birimlerinin Faaliyetleri

 

n Başvuruların ihtiyaca göre ilgili birimlere yönlendirilmesi

n Şiddete uğrayan kadınların barınabileceği konukevleri     

  açılması

n Medya aracılığı ile kadının bilinçlendirilmesi (Eğitimi,

  istihdamı)

 

KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR

4- VALİLİKLER BÜNYESİNDE KURULAN 

     KADININ STATÜSÜ BİRİMLERİ

 

Kadının Statüsü Birimlerinin Faaliyetleri

 

nKamu oyunu bilinçlendirmek için toplantı, seminer, panel düzenlenmesi

n Kadın istihdamının geliştirilmesi amacıyla özel sektör ile işbirliğine gidilmesi

 

 

Konferansın sonunda Rize Valisi Sayın Kasım ESEN, Prof. Dr. Işıl BULUT'a Rize Hatırası olarak "Nayla Maketi" takdim etti. Rize'de olmaktan ve programa katılmaktan dolayı onur duyduğunu belirten Prof. Dr. Işıl BULUT, tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü'nü kutladığını ifade etti.

 

Programın sonunda Rize Kız Meslek Lisesi öğrencileri Gelin-Kaynana adlı bir skeç ve folklor gösterisi sergilediler.

Prof. Dr. Işıl BULUT, "Ailede ve Toplumda Kadın" adlı konferanstan sonra 09 Mart 2007 tarihinde Çay Tv'de Birsen'le Hayata Dair adlı programa canlı yayın konuğu olarak katıldı. Yaklaşık 1,5 saat süren programda Aile İçi İletişim ve Kadın Sorunları konuları işlendi.

 

 

Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi rizedost@hotmail.com adresine gönderin.
Telif Hakkı © 2006 Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü(tasarım: Zeki Karataş)
Son değiştirilme tarihi: 16/03/07