Rize Valiliği İnsan Hakları İl Kurulu ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün
ortaklaşa düzenlediği
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
etkinlikleri büyük ilgi gördü.
Programın hazırlanmasında büyük emek harcayan İnsan Hakları İl Kurulu
Başkanı Vali Yardımcısı Sayın Fuat GÜREL'e, Sayın Valimizin eşi
Halide ESEN Hanımefendi'ye teşekkür ediyoruz.




Sabah saat 09:30'da Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü
tarafından Atatürk Anıtı'na çelenk sunuldu. Çelenk sunma törenine Vali
Yardımcı Fuat GÜREL de katıldı.






"Ailede ve Toplumda Kadın" Konulu Konferans
Rize
Valiliği İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve İnsan Hakları İl Kurulu'nun
birlikte düzenledikleri Dünya Kadınlar Günü Konferansı 8 Mart 2007 tarihinde
Rize Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Rize Valisi
Kasım ESEN'in eşi Avukat Halide ESEN'in yaptığı konferansta Başkent
Üniversitesi'nden Prof. Dr. Işıl BULUT, "Ailede ve Toplumda Kadın"
adlı bir konferans sundu. Çok sayıda katılımın olduğu konferansta, yere
bulamayan katılımcılar konferansı ayakta izlediler.
İl Muhakemat Müdürü Avukat Sayın Halide ESEN'in Açılış Konuşması
İlimiz
protokol kademesinde yer alan sayın davetliler, Başkent Üniversitesinin
saygıdeğer öğretim üyeleri, bu özel günü bizimle paylaşan sevgili hanımlar,
8 mart dünya kadınlar gününü kutlamak için bugün aramızda yer alan
centilmen beyefendiler;
Bugün Valilik İnsan
Hakları İl Kurulu ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün birlikte
düzenledikleri 8 mart dünya Kadınlar Gününü kutlamak için bir araya gelmiş
bulunuyoruz.Önce neden dünya kadınlar günü ve neden 8 mart sorusunun
cevabını vermeye çalışalım. ABD’nin New York kentindeki Cotton tekstil
fabrikasında çalışan işçi kadınlar,1800lü yılların ortalarından beri daha
iyi çalışma koşullarının sağlanması ve emeklerinin karşılığında
hakkettikleri ücretin iyileştirilmesi için mücadele vermektedirler.
Ama,bunca yıllık mücadeleye karşın elde edebildikleri pek bir hak yoktur. En
sonunda, haklarını alabilmek için son çarelerden biri olan greve baş
vururlar Patronların buna verdiği cevap ise hunharca bir saldırı olur.
Patronlar ve onlarla iş birliği yapan “gardiyan”lar işçi kadınları fabrika
binasına kilitler. Patronların korkusu, işçi kadınların verdikleri kavganın
güçlenmesi ve grevin başka fabrikalara sıçramasıdır.
Fabrika binasında
birdenbire beklenmedik bir yangın baş gösterir,kısa bir süre içinde binanın
hemen hemen tümü alevlere teslim olur. İçerde bulunan kadın işçilerden
yalnızca çok azı kaçarak canlarını kurtarabilir. Fabrikada kapalı kalan
yüzün üzerinde işçi kadın alevler içinde can verir. İşte o kara günde
takvimler 8 martı göstermektedir.
Bu olayın anısına,
Birleşmiş Milletler Örgütü, 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için Dünya
Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlara eşit hakların
verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Böylece 8 Mart,
dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı
ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi. O
günden bu güne kutlamalar her yıl yapılıyor.
‘O günden bu güne..’
derken peki o günden bu güne, dünyadaki kadınların durumunda olumlu anlamda
bir değişiklik var mı?
Birleşmiş Milletler
tarafından yapılan bir araştırmaya göre;
1. Dünyadaki işlerin
%66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
2. Buna karşın kadınlar
dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
3. Dünya’daki mal
varlığının ise % 1’ine sahipler.
4. Başka bir değişle
dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler
dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una
sahipler.
Türkiye’den bazı
rakamlar vermek gerekirse, evli kadınların 3/4'ü eşlerinden şiddet görüyor.
Kadının Sosyal Hayatını
Araştırma ve Inceleme Derneği’nin çeşitli araştırma sonuçlarına dayanarak
açıkladığı verilere göre Türkiye’de evliliklerin ilk 3 yılında gecekondu ve
kırsal kesimde yaşayan kadınların %90’ı, üniversiteli kadınların ise (
dikkatinizi çekerim) %73’ü, şiddete maruz kalıyor.
Önceki yüzyıllarda avcı
ve çiftçi toplumlarında fiziksel güç önemli olduğu için, dünya konjonktürü
erkeğin egemen olmasını gerektiriyordu. Fakat çağımızda zihinsel güç ön
plana çıkınca fiziksel gücün yerini bilgi almıştır, akıl almıştır. Akıl
ise, Yaratıcı tarafından kadın ya da erkek ayrımı yapılmaksızın
dağıtılmıştır. Her iki cinsin de birbirlerine karşı artıları ve eksileri
vardır. Birbirlerini tamamlamak için, yaratılmışlardır. Bu nedenle cinsiyeti
sebebiyle bir insanın başarısının ertelenmemesi gerekir.
2002 yılında yürürlüğe
giren Türk Medeni Kanunu ve Anayasada yapılan bir dizi değişiklik ve yenilik
ile “ailede eşlerin eşit hak ve sorumluluk sahibi olduklarına” ilişkin
hükümler kabul edilmiş oldu. Keza Türk Ceza Kanununda da kadınlara yapılan
şiddet eylemleri ile ilgili olarak ağırlaştırıcı cezalar getirilmiştir. Bir
örnek vermek gerekirse, Türk Ceza Kanununda “ Töre saikiyle” kasten adam
öldürmeye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi kabul edildi.
Avrupa Birliğine uyum çalışmaları çerçevesinde kadınlar lehine bir dizi
reform sayılacak düzenleme yapılmıştır.Ancak, Kanun koyucunun meclisi
toplayıp bir gecede kanunları değiştirmesiyle sorunlar bitmiyor.
Ağırlaştırıcı hükümlere rağmen namus ve töre cinayetleri halen toplumun
gündemini meşgul etmektedir.
Bana ayrılan süre
itibarıyla burada kadınların sorunlarının tümünü anlatmam mümkün değildir.
Esasen Türkiye’de herkes, her alanda sorunların ne olduğunu gayet iyi
biliyor. Sorumluluğu hep başkasının üzerine atma konusunda da çok
mahirizdir. Biz sorun değil, çözüm diyeceğiz.
Bu konuya girmeden,
müsaadenizle bir dünya kadınlar günü fıkrası anlatmak istiyorum:
Dünya kadınlar gününde
bir çok ülkeden kadının katıldığı Dünya Kadın Örgütü toplanmış. Kararlar
alıyorlar. Kadınları kimse ezememez. Herkes eşittir vs. Bundan sonra
kendimizi ezdirmeyeceğiz kocalarımızın isteklerini yerine getirmeyecegiz
demişler. Sonuçlarını da gelecek sene tekrar toplanıp değerlendirmek üzere
kongreyi bitirmişler.Aradan 1 sene geçmiş. Tekrar toplanmışlar. Sonuçları
değerlendiriyorlar.
Önce İtalyan kadın söz
almış;
-Eve ilk gittiğimde
kocam benden yemek yapmamı istedi, bende bundan sonra yemek yapmayacağımı
kendisinin yemek yapması gerektiğini soyledim.
1. gün bişey göremedim,
2. gün kendisine yemek
yaptı,
3. gün bana da yemek
yaptı o günden beri evde yemeği kocam yapıyor.
Sıra Alman kadına
gelmiş;
-İlk gün eve gittim.
Kocam benden elbiselerini yıkamamı istedi. Ben de ona bundan sonra temiz
elbise giymek istiyorsa kendisinin yıkayacağını soyledim.
1. gün bişey göremedim,
2. gün kendisinin
elbiselerini yıkadı,
3. gün benimkileride
yıkadı. O günden beri evdeki bütün elbiseleri yıkıyor.
Sıra bizim Malatyalı Eşe
Kadına gelmiş;
-İlk gün eve gıtdım.
Kocam bulaşığları yığamamı istedı. Bende ona ula dedım senın boyun devrıle.
Bundan sonra temız kapda yemek yemek istirsen bulaşığları kendın
yığayacaksın.
1. gün bişey göremedım,
2. gün bişey göremedım,
3. gün gözımın birisi
azacığ açıldı etrafı görmeye başladım. O günden berı evdekı işlerın hepısını
gene ben yapirım.
Sayın davetliler,
Biz böyle bir olaya
sebebiyet verip, vebal altında kalmak istemeyiz. Bizce, Kadınlar günü,
erkeklere karşı düşmanlık tohumlarının atıldığı bir gün olmamalıdır. Kadın
erkek ilişkileri bir savaş alanı değildir. 1960’ da kadınları erkeklere
karşı silahlanmaya çağıran bir kitabın sahibi olan, Amerikalı feminist yazar Bety Freadman, şu anda Manhattan’da tek başına yaşamaktadır. Yetmişinci
yaşından sonra söylediği şu cümle ne kadar anlamlıdır:
‘Bir erkekle güven ve
sadakate dayalı bir ilişki içinde olmak beni ne kadar mutlu ederdi. Evet
insanları dünyada, sadakate dayalı kadın - erkek birlikteliğinden daha çok
mutlu eden hiçbir şey yoktur. Sorunlarımızın çözümüne kendimizden
başlamalıyız.Çünkü başkalarını, toplumu, dünyayı değiştirmek bizi aşar. Biz
önce arzın merkezine, bireye yani kendimize, sonra ailemize
bakacağız.Kendimizi bilgiyle, irfanla, kültürle, görgüyle donatacağız.
Küpümüzü ne ile doldurursak dışarıya o sızacaktır. Kendine güveni olan,
kendini rahatlıkla ifade eden donanımlı kadın veya erkek saygı görecektir.
Rize’de yapılan sosyal
çalışmalar sonucunda, ailelerde, aile içi iletişimin gerekli şekilde
olmadığı konusunda bir kanaat ortaya çıkmıştır. Aile toplumun en küçük
birimi ancak, toplumu en fazla etkileyen bir kurumdur. Buradaki her türlü
iletişimsizlik, tatminsizlik, mutsuzluk topluma şiddet olarak, hiddet olarak
ve cinnet olarak yansımaktadır. Sağlıklı nesiller, sevginin neşet ettiği
aile ortamında yetişir.
Geçen ay çok ünlü bir
roman yazarımız şöyle demişti: “Biz dirilerden esirgediğimiz sevgiyi
ölülerimize vermekteyiz. İnsanlarımız ne zaman ki ölüyor o zaman kıymete
biniyor.” Takdir edersiniz ki, ölüye sevgi göstermenin mezarına çiçek
ekmenin bir yararı olmaz. Biz hem sevelim. Hem de sevgimizi ifade etmede
cömert davranalım. Zira sevgi sevgi doğurur.Kutsal kaynaklar şöyle der: “Siz
iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş
sayılmazsınız. Demek ki , sevgi, cennetin kapısını dahi açacak güçlü bir
anahtardır.
Kadınlarla erkeklerin
yan yana ve el ele yaşadıkları barış dolu bir dünyanın kurulması dileğiyle
hepinize çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. Dünya kadınlar günü
hepimize kutlu olsun!
KONFERANS
AİLEDE VE TOPLUMDA KADIN
(Power Point Sunusu Ana Hattı)
PROF. DR. IŞIL BULUT
BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ / SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ / SOSYAL
HİZMETLER BÖLÜM BAŞKANI
AİLE VE EŞLER ARASI İLİŞKİ
AİLE TANIMI
Aile, kan bağı, evlilik ve diğer yasal yollardan aralarında akrabalık
ilişkisi bulunan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan bireylerden oluşan,
bireylerin cinsel, psikolojik, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının
karşılandığı temel bir toplumsal birimdir.
AİLE BİR SİSTEMDİR
Yapısal - Sınırlar, Alt Sistemler, Bütünlük
Fonksiyonel - İletişim, kararlar, roller, değişim ve uyum
Gelişimsel - Aile yaşam döngüsü
AİLE SİSTEMİNİN GELİŞİMSEL ÖZELLİKLERİ
Aile yaşam döngüsü
nEş
olmak
nAna-baba
olmak
nErgenlik-Bahar
temizliği (A.Yalın)
nÇocukların
büyümesi
nÇocukların
ayrılması (Boş yuva sendromu)
nAilenin
geç dönemi
AİLE SİSTEMİNİN DENGESİNİ TEHDİT EDEN UNSURLAR
Her değişim (yaşam döngüsü geçişleri dahil) aile ilişkilerinde de yeni
uyumlar (değişimler) gerektirir.
Uyum gerçekleşmediğinde KRİZ yaşanabilir.
Yeniden uyum için çoğu zaman aile ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi
gerekir.
KİŞİLERARASI İLİŞKİ
Üç temel ihtiyaç önemlidir.
nAit
olma
Başkalarıyla anlamlı ilişki kurma
Mahremiyetini koruma
Ait olma-dışarda kalma
KİŞİLERARASI İLİŞKİ
nKontrol
Kontrol etmek-kontrol edilmek
Güç ve kontrol arası ilişki
Güç devamlı olabilir-değişik durumlarda ortaya çıkabilir.
KİŞİLERARASI İLİŞKİ
nSevgi
Sevgi vermek ve almak
konusunda farklı beklentiler.
•Yakın, kişisel ilişkiden hoşlananlar
•Kişisel olmayan, formel ilişkiden hoşlananlar
KİŞİLERARASI İLİŞKİ
İnsan ilişkilerinin pozitif bağlantıları:
Aşk, sevgi, samimiyet, empati vb. gibi
İnsan ilişkilerinin negatif bağlantıları:
Nefret, düşmanlık, korku, ret, aldırmazlık vb. gibi.
Pozitif ve negatif duygular aynı zamanda, aynı kişiye yönelebilir.
KİŞİLERARASI İLİŞKİ
nİlişkilerin
dünü, bugününü etkiler
nAile
üyeleri arasında bu ilişkiler vardır ve her ailede farklıdır
nAynı
ailede duygular zaman içinde değişebilir, bu durum ilişkileri de etkiler.
EŞLERARASI İLİŞKİ
Eşlerarası ilişkinin kalitesi, aile içindeki diğer tüm ilişkileri etkiler.
Karşılıklı sevgi, sıcaklık, destek, cesaretlendirme.
EBEVEYN İLİŞKİSİ
nÇocuklara
ana babalık yapmak için eşlerin işbirliği yapması.
nÇocukların
bakımı, yönetimi ve gözetilmesinde birbirini uyarma, cesaretlendirme, övme.
nEbeveynin
bu konudaki işbirliğinin derecesi çocuklara iyi ebeveyn olma kalitesini
etkiler.
TEK KANATLI KUŞ UÇAMAZ
FONKSİYONEL (SAĞLIKLI) AİLE
nBirlikte
olmaktan zevk alma, birbirini destekleme,
nKendilerinin
ve diğerlerinin görüşüne saygı duyma,
nBirbirleriyle
açık iletişim kurma,
nİşbirlikçi
olma, işbölümü, paylaşım
nAna
baba için evliliğin birinci derecede, ebeveynliğin ikinci derecede olması,
nÜyelerin
birbirine yakın olması, kişisel farklılıklara saygı,
nKarşılıklı
etkileşim, katı kurallar yok, değişime açık
nOtorite,
aşırı kontrol, üstünlük yok,
Sonuç : üyelerin kişisel gelişimine olanak tanır.
FONKSİYONEL OLMAYAN (SAĞLIKSIZ) AİLE
nÜyeler
arası dolaylı iletişim
nÜyelerde
egoizm. Yalnızlık ve ümitsizlik,
nKarşıdakilerin
beklentilerine uygun davranma,
nDuygusal
sorunların konuşulmaması
nSahte
davranışlar. Zayıf yönlerin saklanması,
Sonuç : İlişkiler bozuk,
kişilerarası ilişki zayıf ve kurallara bağlı. Duygusal gelişim risk altında.
Psikopatolojik reaksiyonlar. Şizofrenik, sosyopat, davranış bozukluğu olan
bireyler.
Uyum arttıkça fonksiyonel olma artar.
Fazla uyum zararlı. Az olunca da zararlı.
AİLE SORUNLARI
nAile
üyeleri arasında iletişim bozuklukları
nEşler
arasında anlaşmazlık
nBedensel
ve ruhsal sorunları
nKaza
nGelir
azlığı
nİşsizlik
nEşlerden
birinin aileyi terk edip gitmesi
nKonut
koşullarının elverişsizliği
nÇocukların
başıboş kalması, suça yönelmeleri
nİçki,
kumar, uyuşturucu bağımlılığı
nToplumsal
çevreye uyumsuzluk…
TÜRKİYE’DE KADININ DURUMU
KADINLARIN İLK EVLENME YAŞI
45-49 yaş grubu : 19.2
25-29 yaş grubu : 21.0
25-29 yaşlar arasında hiç eğitimi olmayanlar ile en az lise mezunu kadınlar
arasında ilk evlenme yaşında yedi yıllık bir fark bulunmaktadır.
KADINLARDA İLK EVLENME YAŞI (2005)
Türkiye : 22.8
Batı Karadeniz
: 21.8
Doğu Karadeniz : 22.4
KADINLARDA İLK DOĞUM YAŞI
Türkiye : 21.8
Kent : 22.1
Kır : 21.1
Doğu Karadeniz : 21.9
Eğitimi Yok : 20.1
İlköğretim : 22.3
ADÖLESAN ANNELİK
15 yaş : % 8
16 yaş : % 1
17 yaş : % 3
18 yaş : % 8
19 yaş : % 17
-----------------------------
15-19 yaş : %8
KADININ İŞGÜCÜNE KATILIMI
Yıl
Genel% Kırsal kesim(%)
2000 24.9 34.2
2004 22.9 32.5
KADININ İŞGÜCÜNE KATILIMI
2006 yılında işgücüne katılma oranının en yüksek olduğu bölge %62.3 ile Doğu
Karadeniz Bölgesi’dir.
Bu oranın kadınlarda en yüksek olduğu Bölge %50.1 ile yine Doğu
Karadeniz Bölgesidir.
KADININ SİYASETE KATILIMI
2002 Genel seçim sonuçlarına göre kadın milletvekili sayısı 24 (%4.36) dır.
Hepsi yüksek öğrenimlidir. (Geçen dönem bu sayı 23 idi)
EĞİTİM
Eğitimsiz / hiçbir okul bitirmemiş kadınlar
Kır : %48.8
Kent : %33.8
Batı : %31.5
Doğu : %60.2
KIZ ÇOCUKLARININ OKULA GİTMEME NEDENLERİ
nOkula
ilgi duymama
nOkul
masrafları
nAilenin
izin vermemesi
nEv
işlerinde aileye yardım etmek zorunda olmak
nÇalışmak
zorunda olmak
KÜLTÜREL YAPININ KIZ ÇOCUĞUNU OKULA GÖNDERMEMEDE ETKİSİ
nErken
evlenme
nAtaerkil
aile yapısı
nKız
çocuğunu okula gönderme normu’nun gelişmemiş olması
AİLE İÇİNDE KADIN
KÜLTÜREL NORMLAR NASIL TAŞINIR
nSosyalleşme
nModel
alma
nöğrenme
AİLE İÇİNDE KADININ ROLÜ
nYemek
pişirmek
nTemizlik
yapmak
nBulaşık
yıkamak
nÜtü
yapmak
nÇocuk
bakımını üstlenmek
Evimizin direğisin
Gözümüzün bebeğisin
Ne tatlısın, ne iyisin,
Benim canım babacığım
AİLEMİZ
Sabah olur, kalkarız
Çay içer, ekmek yeriz
Babam işine gider
Biz okula gideriz
Akşam olur hepimiz
Toplanırız masaya
Annemizin yaptığı
Yemek konur ortaya
Yemek yer
konuşuruz
Sonra da işler
başlar
Annem bulaşık
yıkar
Babam gazete okur
Biz de ders
çalışırız
KAZANCIN HARCANMASINA İLİŞKİN KARAR
Evli kadınların %38’i kendi kazancının kullanımında söz sahibidir.
Yaşı yüksek olan, Batı’da yaşayan bu konuda daha şanslıdır.
KADININ KÜLTÜREL AÇIDAN KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR
nBaşlık
parası ile evlendirilme
nKuma
ile yaşamaya mecbur edilme
nBerdel
nTöre
cinayetleri
nZorunlu
intihar
KADININ STATÜSÜNÜ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
nGelir
düzeyi
nEkonomik
bağımsızlık
nÇalışma
durumu
nÖğrenim
düzeyi
nSağlığı
ve doğurganlığı (erkek çocuk doğurma)
nAile
ve toplum içindeki rolü
nDeğeri
KADINI ETKİLEYEN STRESÖRLER
nAile,
arkadaş ilişkileri ve maddi kaynakların sınırlandırılmış olması
nÇok
çocuk veya çocuk sahibi olamama
nAilenin
diğer bireylerinin bakımını üstlenme
nEşin
başka yerde yaşaması
nİş
yerinde kötü muamele görme
nYaşlanma
süreci, menopoz
nÇocukların
evden ayrılması
RUH SAĞLIĞI VE KADIN
Ruhsal bozukluk örüntüleri kadın ve erkekler için önemli derecede farklıdır.
Kadınlarda
Erkeklerde
Depresyon Madde kullanımı
Anksiyete Anti-sosyal davranışlar
Yeme bozuklukları İntihar
İntihara teşebbüs
AİLE İÇİ ŞİDDET
AİLE İÇİNDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET
•FİZİKSEL ŞİDDET
Dayak
Herhangi bir cisimle
vurma
Yaralama
Tartaklama
Evden kovma
AİLE İÇİNDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET
2- DUYGUSAL ŞİDDET
- Hakaret, küfür,
küçümseyici sözler veya
davranışlar
- Evden çıkmanın,
arkadaş ve yakınlarla
görüşmenin
engellenmesi
AİLE İÇİNDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET
2- DUYGUSAL ŞİDDET
- Korkutulma (- öldürürüm, keserim,
döverim; çocukları kaçırırım, göstermem!)
- Kadının parasına el konması veya ihtiyaçları
için para verilmemesi
- Kadının isteği dışında cinsel ilişkiye
zorlanması
DİĞER ŞİDDET GÖSTERGELERİ
nEşyalara
zarar verme
nİletişim
araçları ile rahatsız etme
nSilah
ve benzeri araçlarla korkutulma
nAlkol
veya uyuşturucu kullanarak eve gelme veya evde bu maddeleri aşırı kullanarak
zarar verme
BU DURUMDA KADIN MAHKEMEDEN EŞİNİN BU HAREKETLERE SON
VERMESİ İÇİN ÖNLEM ALINMASINI İSTEYEBİLİR
KADININ KOCASI TARAFINDAN DÖVÜLMESİNE KARŞI TUTUMU
(TNSA, 2003, 8075 kadın)
Kadına göre kocasının ona vurmakta haklı olduğu durumlar:
yüzde%
n
Yemeği yakarsa 05.8
n
Karşılık verirse 29.1
n
Lüzumsuz para harcarsa 27.0
n
Çocukları ihmal ederse 23.2
n
Cinsel ilişkiyi reddederse 16.3
(Eğitim, yerleşim yeri, çalışma durumuna göre farklılaşma)
ŞİDDETE MARUZ KALAN KADININ ÖZELLİKLERİ
nKendini
sorumlu tutar
nPasif
olarak yetiştirilmiştir
nSosyal
yalnızlık çeker
nEşinin
bir gün değişeceğine inanır
nBenlik
saygısı düşüktür
nBağımlı
kişilik özelliğine sahiptir
nPsikolojik
sorunlar yaşar
ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN
%20’Sİ
İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNMAKTADIR
(WHO, 2002)
ŞİDDET EĞİLİMLİ ERKEĞİN ÖZELLİKLERİ
nDüşük
benlik saygısı
nEngellemeye
karşı düşük tolerans
nŞiddetin
bulunduğu ailede yetişme
nEmpati
yapma yeteneğinin olmaması
nCinsel
rolünü katı bir şekilde benimseme
nÖzel
ilgiye hakkı olduğunu düşünme
nAnormal
düzeyde kıskançlık
nMadde
bağımlılığı
EDİNİLEN DAVRANIŞLARIN DEĞİŞMESİNDE EN ÖNEMLİ KONU NEDİR?
EĞİTİM
SADECE KADINLARIN EĞİTİMİ Mİ?
HAYIR!
KADINLARA TANINAN HAKLAR VE KADINLARIN İLERLEMESİNİ
DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
•YASALAR
1- a) İlk Medeni Yasanın Kadınlara Getirdiği Haklar (1926)
nErkeklerin
birden fazla kadınla evlenmelerinin yasaklanması
nResmi
nikahla evlenme zorunluluğu
nEşinden
ayrılabilme hakkı
nMirasta
kadın ve erkeğe eşitlik hakkı
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
•YASALAR
1- b) Yeni Medeni Yasanın Kadınlara Getirdiği Haklar
nİlk
evlenme yaşı kadın ve erkek için eşitlenmiştir. Kadın-erkek 17 yaşını
doldurmadan evlenemez.
nEşler
velayeti birlikte kullanır.
nEşlerden
biri meslek ve iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir.
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
•YASALAR
1- b) Yeni Medeni Yasanın Kadınlara Getirdiği Haklar
nEşler
evlilik birliğini beraberce yönetirler
nEvlilik
birliğini temsil yetkisi eşlerin her ikisine aittir
nEşler
oturdukları evi birlikte seçerler
nKadın
evlilikten sonra da önceki soyadını kullanabilir
nYeni
medeni yasaya göre ilk evlenme yaşı aile izni ile 17, mahkeme kararı ile
16’dır. Kadın-erkek 17 yaşını doldurmadan evlenemez
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
•YASALAR
1- c) Ailenin Korunmasına Dair Yasa (1998)
4320 SAYILI AİLENİN KORUNMASI HAKKINDA YASA AİLE ÜYELERİNE AİLENİN DİĞER
BİR ÜYESİ TARAFINDAN ŞİDDET UYGULANMASI HALİNDE BAZI ÖZEL TEDBİRLER
ALINMASINI İÇERMEKTEDİR.
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
2- SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Ortak amaç:
nKadınların
toplumsal yaşama katılımını sağlamak
nKadın
sorunları konusunda duyarlılığı arttırmak
nİlgili
kurum ve kuruluşları bilinçlendirmek
nBaskı
grupları oluşturmak
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
2- SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte sayıca artış olmuştur.
Birkaç örnek:
nTürk
Kadınlar Birliği Derneği (1924)
nYardımsevenler
Derneği (1928)
nÜniversiteli
Kadınlar Derneği (1949)
nTürk
Kadınlar Konseyi Derneği (1959)
nTürk
Anneler Derneği (1964)
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
2- SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Sivil Toplum Kuruluşları Rehberine göre ülkemizde 119 adet kadın ile
ilgili Sivil Toplum Kuruluşu bulunmaktadır.
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
3- ÜNİVERSİTE KADIN ARAŞTIRMA MERKEZLERİ
Amaç - Kadının statüsünü yükseltmek
- Bilimsel araştırmalar yapmak
İlk kez 1996 yılında kadın çalışmaları alanında yüksek lisans derecesi
verilmiştir (ODTÜ).
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
4- VALİLİKLER BÜNYESİNDE KURULAN
KADININ STATÜSÜ BİRİMLERİ
İstanbul, İzmir, Adana, Erzurum, Trabzon, Bursa, Diyarbakır, Van, Antalya,
Gaziantep, Sivas
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
4- VALİLİKLER BÜNYESİNDE KURULAN
KADININ STATÜSÜ BİRİMLERİ
Kadının Statüsü Birimlerinin Faaliyetleri
n
Başvuruların ihtiyaca göre ilgili birimlere yönlendirilmesi
n
Şiddete uğrayan kadınların barınabileceği konukevleri
açılması
n
Medya aracılığı ile kadının bilinçlendirilmesi (Eğitimi,
istihdamı)
KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN MEKANİZMALAR
4- VALİLİKLER BÜNYESİNDE KURULAN
KADININ STATÜSÜ BİRİMLERİ
Kadının Statüsü Birimlerinin Faaliyetleri
nKamu
oyunu bilinçlendirmek için toplantı, seminer, panel düzenlenmesi
n
Kadın istihdamının geliştirilmesi amacıyla özel sektör ile işbirliğine
gidilmesi


Konferansın sonunda Rize Valisi Sayın Kasım ESEN, Prof. Dr. Işıl BULUT'a Rize Hatırası olarak "Nayla Maketi" takdim etti. Rize'de olmaktan ve
programa katılmaktan dolayı onur duyduğunu belirten Prof. Dr. Işıl BULUT,
tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü'nü kutladığını ifade etti.

Programın sonunda Rize Kız Meslek Lisesi öğrencileri
Gelin-Kaynana adlı bir skeç ve folklor gösterisi sergilediler.


Prof. Dr. Işıl BULUT, "Ailede ve Toplumda Kadın" adlı
konferanstan sonra 09 Mart 2007 tarihinde
Çay Tv'de Birsen'le Hayata Dair
adlı programa canlı yayın konuğu olarak katıldı. Yaklaşık 1,5 saat süren
programda Aile İçi İletişim ve Kadın Sorunları konuları işlendi.