T.C.

BAŞBAKANLIK

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU

R İ Z E  İ L   S O S Y A L   H İ Z M E T L E R  M Ü D Ü R L Ü Ğ Ü

ANA SAYFA SOSYAL HİZMETLER PERSONEL HABERLER

FAALİYETLER

PROJELER İLETİŞİM SHÇEK MESLEKİ PAYLAŞIM FOTOĞRAF BELGE MERKEZİ LİNKLER ESKİ DOSTLAR
KURULUŞLARIMIZ

İL MÜDÜRLÜĞÜMÜZ

 

ÇOCUK YUVAMIZ

 

YETİŞTİRME YURDUMUZ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM MERKEZİMİZ

 

AİLE DANIŞMA MERKEZİMİZ

 

HİZMETLERİMİZ

ÇOCUK HİZMETLERİ

 

GENÇLİK HİZMETLERİ

 

AİLE TOPLUM KADIN HİZMETLERİ

 

SOSYAL YARDIM HİZMETLERİ

 

YAŞLI BAKIM HİZMETLERİ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM HİZMETLERİ

 

EVLAT EDİNME HİZMETLERİ

 

KORUYUCU AİLE HİZMETLERİ

 

ÇALIŞMALARIMIZ

BİR ÇOCUĞA KUCAK AÇ KAMPANYASI

RİZE ENGELLİLER HARİTASI

DİLENCİLİĞİN ÖNLENMESİ

SOKAKTAKİ ÇOCUKLARIN REHABİLİTASYONU

ÖZÜRLÜ, YAŞLI, HASTA BAKICILIĞI KURSU

BEYAZ HALKA PROJESİ

AİLE İÇİ ŞİDDETİ ÖNLEME ÇALIŞMASI

GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR

ÇOCUKLAR YARARINA KURULAN DERNEKLER

 

beni indirgeme öğretmenim

çatışmalarınızı nasıl çözüyorsunuz

çocuk ve çiçek

değişimin sürekliliği

entelektüel sermaye ve bireysel kalite

eğitimde ataleti kırmak elimizde

hayata dokunmadan yaşamak

TKY'nin arka planı

zamanı etkili kullanma

BENİ İNDİRGEME ÖĞRETMENİM

Batı mantığının temellerinin Aristo’ya kadar dayandığını biliyoruz. Günlük hayatımızda bu mantığın izine, kesin yargıların temelinde rastlayabiliriz. Fizikten, bilgisayar teknolojisine kadar bu mantığın hâkim olduğunu gözlemlemekteyiz. Klasik fizikte ya / ya da kalıbındaki düşünme formları, dijital bilgisayarların 0 ve 1’den oluşan dizgilere sahip yazılımları hep bu mantığın ürünüdür. Klasik Newton fiziğinde bütünün özellikleri onun parçalarının özelliklerine indirgenebilir. Bu yaklaşım tamamen gözlemlenebilir, ölçülebilir ve nicelleştirilebilir olguların hüküm sürmesini esas alır.

Yeni fizikteki gelişmelerin eğitimcilerce yeterince takip edilmemesi, eski klasik mantık yanılgılarını devam ettirmemize neden olmaktadır. 1920’lerden sonra Einstein ile başlayıp, Heisenberg ve Schrödinger ile sürdürülen çalışmalar, insanın ‘doğru’ya bakışını kökten değiştirmiştir. Einstein’ın “matematik kesin olduğunda gerçeği yansıtmaz, gerçeği yansıttığında da kesin değildir” ifadesiyle yeni fizikte kesinlik ve tek doğrunun olmadığı anlaşılmaktadır. Biz ise, öğrencileri standart formlarla, kalıp yargılarla tanımaya ve tanımlamaya devam ediyoruz. Öğretmenliğe başladığımdan beri “kişisel gelişim dosyası” kapsamındaki öğrencinin kişiliğine ait ifadeleri işaretlerken vicdanen rahatsızlık duymuşumdur. Sınırlı zaman diliminde ve daha sonra değişmesi muhtemel bir psikolojiyle konulan küçük bir işaret, öğrencinin bütünü hakkında fikir verebilir miydi? Bu soru hep kafamı kurcalamıştır. Halbuki bütün, parçaların toplamından fazlasını içerir. Gerçi bu formlar çoğu zaman acelece dolduruluyor ve içindeki veriler daha sonraki uygulamalarda kullanılmıyordu. Buna rağmen böyle bir düzenlemeye yetkilileri iten düşüncenin temeli ne olabilir diye düşünürken “indirgemecilik mantığı” aklıma geldi. Bu mantığı Danah Zohar şöyle tanımlıyor: “İndirgemecilik, herhangi bir karmaşık olaylar kümesinin veya davranış biçimlerinin nispeten daha basit yada ilkel olanlarıyla tanımlanabileceği veya açıklanabileceği görüşüdür.” Öğrencinin karmaşık ve henüz şekillenme aşamasında olan dünyasını basit kelimelere indirgeyip tanımlamanın ve özellikle bunu sıradan bir iş olarak yapmanın haksızlık olduğunu düşünüyorum. Zihinsel faaliyeti beynin kimyasal fonksiyonuna indirgeyen klasik mantık; sanatsal yeteneği, ahlâklılık ve ruhsallık gibi yüksek zihinsel yetenekleri açıklayamamaktadır. Zihinle ilgili kuantum modelleri ise, bunların sinirsel faaliyete dayalı olarak beliren, ama bununla yeterince açıklanamayan olgular olduğunu ifade etmektedir. Kompleks bir yapı arz eden insanı yargılamak bu kadar kolay olmamalı. Bir öğrenciyi, içinden çıkıp geldiği ortamı dikkate almadan, davranışlarının arka plânını araştırmadan etiketlemek kolaycılık olsa gerek. Eğitim olayı bu kadar basite indirgenmemeli.  

Tekrar düşünecek olursak; okullarda uyguladığımız testler, anketler ve öğrencileri kategorize etme çalışmaları bir öğrenci hakkında karar vermede tek başına yeterli midir? Bir öğrenciyi belli bir zaman diliminde, normal şartlar altında(!) gözlemliyor; sonra da onun bütünü hakkında kesin yargılara varabiliyoruz. Bunu içimize rahatlıkla sindirebiliyor muyuz?

Klasik fizikteki; dünyanın gözlemlenebilir ve çözümlenebilir verilerden oluştuğu, gözlem ve çözümleme sonucunda ortaya çıkacak birkaç sade, basit ve kesin kanunun bütüne uygulanabileceğini, bütünü kesin olarak açıklayabileceği fikri adeta tüm bakış açılarımızda kullanılır olmuştur. Hata yapan bir öğrencimizin hatalı davranışına mı yoğunlaşıyoruz, yoksa kişiliğinin bütünlüğüne zarar verici kelimeler sarf ederek öfkemizi mi yatıştırıyoruz? Vurgumuz hatalı davranışı kınamak ve ayıplamak şeklinde olursa, öğrencinin özgüvenine zarar vermemiş oluruz. Ancak öğrenciyi hedef alarak sarf edilen sözler onu hatalı durumdan kurtaramayacağı gibi, kendini değersiz hissetmesine neden olacaktır. Yada sınıfta problem çıkaran bir öğrenci yüzünden tüm sınıfı suçlayıcı kalıp yargıları sıralamak hiçbir insaf prensibiyle açıklanamaz. İnsanı yüz kapılı bir saraya benzetirsek, doksan dokuz kapısı kapalı olsa bile, açık bir kapısını deneyerek saraya giriş yapmaya çalışabiliriz. Her öğretmen öğrenciyi kendi branşı açısından değerlendirip zihninin sadece sınırlı bir bölgesindeki kitabî bilgilere talip olmaktadır. Modern hayatın zorunlu kıldığı bu parçalanmışlık en çok çocukların kişilik gelişimini etkilemektedir. Sınıf öğretmenleri bu konuda biraz daha şanslı olmasına rağmen; eğer dersler arasında bağlantı kurulamıyorsa ve öğrencinin zeka bölümü gerçekçi bir yaklaşımla tespit edilememişse, bütünü yakalamak hayal olacaktır. Dolayısıyla öğrencinin ilgisini sürekli tutmak ve öğrenme arzusu yüksek olan sınıf atmosferi oluşturmak indirgemecilikten vazgeçmekle mümkündür. 

Eğitimde yeni değerlerden söz edilmeye başlandığına göre eskinin tıkanmasının işaretlerini hissetmemek mümkün değildir. Mutlak doğruların yerini ‘görece doğrular’ın işgal ettiği; indirgemeci yaklaşımın yerini bütüncül yaklaşıma bıraktığı ve kalıp yargıların terk edilip yeni anlamlandırma çabalarının yoğunluk kazandığı şu günlerde kendi kaderimizi belirleme noktasında biz eğitimin içindeki insanlara büyük görevler düştüğüne inanıyorum. Her şeyi, ama her şeyi yeniden tarif etsek yeridir. Kendi kavram haritamızı oluşturma görevi birinci derecede bizim üzerimizdedir.

 

 

Zeki KARATAŞ-RİZE

rizedost@hotmail.com

 

Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi rizedost@hotmail.com adresine gönderin.
Telif Hakkı © 2006 Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü(tasarım: Zeki Karataş)
Son değiştirilme tarihi: 16/03/07