T.C.

BAŞBAKANLIK

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU

R İ Z E  İ L   S O S Y A L   H İ Z M E T L E R  M Ü D Ü R L Ü Ğ Ü

ANA SAYFA SOSYAL HİZMETLER PERSONEL HABERLER

FAALİYETLER

PROJELER İLETİŞİM SHÇEK MESLEKİ PAYLAŞIM FOTOĞRAF BELGE MERKEZİ LİNKLER ESKİ DOSTLAR
KURULUŞLARIMIZ

İL MÜDÜRLÜĞÜMÜZ

 

ÇOCUK YUVAMIZ

 

YETİŞTİRME YURDUMUZ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM MERKEZİMİZ

 

AİLE DANIŞMA MERKEZİMİZ

 

HİZMETLERİMİZ

ÇOCUK HİZMETLERİ

 

GENÇLİK HİZMETLERİ

 

AİLE TOPLUM KADIN HİZMETLERİ

 

SOSYAL YARDIM HİZMETLERİ

 

YAŞLI BAKIM HİZMETLERİ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM HİZMETLERİ

 

EVLAT EDİNME HİZMETLERİ

 

KORUYUCU AİLE HİZMETLERİ

 

ÇALIŞMALARIMIZ

BİR ÇOCUĞA KUCAK AÇ KAMPANYASI

RİZE ENGELLİLER HARİTASI

DİLENCİLİĞİN ÖNLENMESİ

SOKAKTAKİ ÇOCUKLARIN REHABİLİTASYONU

ÖZÜRLÜ, YAŞLI, HASTA BAKICILIĞI KURSU

BEYAZ HALKA PROJESİ

AİLE İÇİ ŞİDDETİ ÖNLEME ÇALIŞMASI

GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR

ÇOCUKLAR YARARINA KURULAN DERNEKLER

 

beni indirgeme öğretmenimçatışmalarınızı nasıl çözüyorsunuz çocuk ve çiçekdeğişimin sürekliliğientelektüel sermaye ve bireysel kaliteeğitimde ataleti kırmak elimizdehayata dokunmadan yaşamak TKY'nin arka planızamanı etkili kullanma 

ÇOCUK VE ÇİÇEK

Çiçeğin ölmesi için suyunun verilmemesi yeterlidir. Ama yaşaması için o kadar çok şart bir araya gelmelidir ki; çiçek hayatta olma vasfını kaybetmesin. Determinist anlayışla olaya yaklaştığınızda “su verilmeyen çiçek ölüyorsa” bundan çıkarılacak anlam kesindir: “Çiçeği yaşatan sudur.” Tabi buraya ‘normal şartlar altında’ ifadesini de eklemeyi unutmamalısınız. Öğrencinin gelişimini, aynen bir bitkinin gelişimini sağlayan faktörlerde olduğu gibi ‘hava, su, toprak, güneş’ yerine ‘kalıtım, aile, çevre, okul’ ifadelerini kullanarak açıklamaya çalışırız. Bir çeşit istinat duvarı vazifesi gören bu kavramlar, bir problem anında suçlu ilân edilerek mercek altına alınırlar. Okul topu aileye atar, aile çevreye, çevre kalıtıma derken bir bakmışsınız dünkü çocuk o kadar kategorize edilmiş problemi aşarak delikanlı oluvermiş. Akıllı amcalar halâ onun problemini çözmek için üniversite kütüphanelerinde harıl harıl kitap okuyadursunlar, habire unvanlarına unvan katsınlar; çocuk büyümüştür artık. “Neyse, bir sonrakinde başarılı oluruz” tesellisiyle avunularak olay geçiştiriliverir.

 Çocuk eğitiminde mesafe kat etmek istiyorsak çocuğun dünyasını değerlendirilirken disiplinler arası bütünlüğü iyi sağlamamız gerekir. Biyolojik sınırlılıklar, çevresel faktörler, ailenin çocuk eğitimi konusundaki tavrı ve okulun çocuğun kişilik gelişimini ne ölçüde etkilediği, bir bütünlük içerisinde değerlendirildikten sonra sağlıklı kararlar almak mümkün olacaktır. Kalıtım elbette önemli ama, tek başına her şeyi açıklamak için yeterli değildir. Beyinle ilgili yapılan tıbbî araştırmalar, çocuğun zihinsel gelişiminin anne karnında başladığını ifade etmektedir. Zihinsel gelişimin altyapısı diyebileceğimiz çok önemli bir bölüm, çocuğun daha çok  ailesiyle beraber olduğu okul öncesi dönemde (0-6 yaş) yapılandırılmaktadır. Aile bu dönemdeki sorumluluğunu hiçbir kuruma tamamen devretmemelidir. Duyguların şekillendiği bu dönemde ileriki yaşamda kullanılacak olan modellerin temelleri oluşturulmaktadır. Su verilmeyen çiçeğin ölmesi gibi, büyüme çağında gerekli sevgiyi ve ilgiyi göremeyen çocuklar da bu eksikliği ömür boyu hissederler.

Okulda ise öğretmenler etken, öğrenciler ise edilgendir. Öğretmenler her şeyi bilir ve bu bildiklerini öğrencilerine öğretirler. Öğrenciler bu bilgileri ezberler ve büyük bir kısmını kısa sürede tamamen unuturlar. Öğrencilere yöneltilen sorular, tek bir doğru cevabı bulmaya yönelik olunca, alternatif yaklaşımlar ortaya koyma noktasında öğrencinin olumlu çabaları engellenmiş olur.  Uygun ortamlar hazırlandığında herkesin ortaya koyabileceği yetenekler olduğu gibi, her çocuğun içinde bir potansiyel taşıdığının bilincinde olunmalıdır. Uzmanlara kalsa çoğu şeyi başarmak, “şu şu nedenlerden dolayı” imkansızdır.  Hayatı standartlar dünyasına indirgemek insanın ve evrenin yaratılışına uymayan bir değerlendirmedir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran  standartların dışındaki özellikleri olduğu gibi, bir insanı diğerinden ayıran da yine farklılıkları olsa gerek.

Süreç odaklı olmak yerine, sonuç odaklı olan eğitim sistemimiz farklı özelliklerin sergilenmesi ve  gelişmesi için imkan sağlamamaktadır. Daha baştan çocuğa ön yargı ile yaklaşmayı öngören eğitim anlayışımıza göre; çok az sayıda çocuk müfredatın gerektirdiği hedeflere ulaşabilir ve istenilen davranışları sergileyebilir. Durum böyle olunca pek çok çocuğa sınavlarda başarılı olmanın ötesinde bir hedef gösterilmemektedir. Yalnızca tek bir sonuca odaklanan öğrenciler, bunun dışındaki yeteneklerini ya hiç sergilememekte, yada sınırlı düzeyde tutmaktadırlar. Çocuklara hedef sunmak önemlidir ama hedefe ulaşmada gerçekleştirilen süreçler de en az o kadar öneme sahiptir. Çocuklar için yaşamın önemi sevgi ve öğrenme isteği ile anlaşılabilir. Bu nedenle öğrenme için istek geliştirmek her şeyden daha önemlidir.  Örneğin; hayal gücü yüksek olan ilköğretim birinci kademe öğrencilerine tasarımla ilgili çok az faaliyet yaptırılmakta ve yapılanların çoğu da özgün nitelikler taşımamaktadır.

Okullarda sınıf yönetiminde yaşanılan sıkıntılar ise başlı başlına bir makale konusu olacağı için burada şunu söylemekle yetinelim: Kaosu ve düzeni birbirini tamamlayan olgular olarak kabul edersek, kaotik bir davranışın içinde düzen potansiyelinin bulunduğunu düşünmeliyiz. Sınıf içi davranış örgülerinin karmaşıklaştığı dönemler, sakin geçen dönemler kadar normal olabilir. Öğretmenler, öğrencilerin düzensizliğini kontrol etmek veya sınırlandırmaya çalışmak yerine, bu karmaşıklığı çocukların temelinde yatan dinamiklerin ifadesi olarak görmelidirler. Karmaşıklığın çözümü, sınıf yapısını yeniden ele alarak farklılıkları yönetecek şekilde tasarlamaya çalışmakla mümkün olacaktır.

Çocuğu sadece nicelik olarak algılayıp, istatistiksel malzeme olarak kullanmaya kalkışma anlayışı onun küçük dünyasından haberdar olmamakla mümkündür. Böyle bir ihmalin özrü olamaz. Çocuklar her ne kadar biz yetişkinler vasıtasıyla dünyaya geliyor olsalar bile, onlar geleceğe gönderilmiş mesajlardır. Bizimle aynı çağı paylaşıyor olsalar bile, onlar gelecek çağa ait donanımlara sahip olmak zorundadırlar. Bizim sınırlılıklarımız ve önemsediklerimiz onların yaşayacakları dönemde değerini yitirecektir. Bu nedenle geleceğin dünyasını şekillendirecek kavramları şimdiden algılayıp, çocuklarımızı yeni şartlara göre eğitmenin imkanlarını araştırmalıyız.

 

                                                                                            Zeki KARATAŞ-Rize-rizedost@hotmail.com

 

Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi rizedost@hotmail.com adresine gönderin.
Telif Hakkı © 2006 Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü(tasarım: Zeki Karataş)
Son değiştirilme tarihi: 16/03/07