|
| |
|
ana sayfa |
SAKATLAR HAFTASI: 16 MAYIS 2005 |
2004 |
|
Engelli Haritası |
Sakatlar Haftası Yoğun
Katılımla Kutlandı |
2004 Yılı
Sakatlar Haftası |
Engelli Haritası |
|

|
Sakatlar
Haftası 16
MAYIS 2005 tarihinde Rize Öğretmenevi'nde düzenlenen yemekli programla
kutlandı. Programa engelliler aileleri ile birlikte katıldı. Ayrıca Rize
Valisi Enver SALİHOĞLU, Belediye Başkanı Halil BAKIRCI, Garnizon Komutanı ve
pek çok Daire Amiri de katıldı. |
 |

|
|
SAKATLAR HAFTASI PROGRAMI



Programın sunuculuğunu yapan Sosyal Hizmet
Uzmanı Zeki KARATAŞ, izleyenlere dawn sendromlu çocuğu olan bir annenin
gerçek hayat öyküsü anlattı.
Bir annenin yaşam öyküsü…
Bazen bilinçli bir karar, bazen toplumsal bir tevekkül. İşte
öylesine bir boyun eğiş. Herkes için zor karar, zor adım. Sorumlu anne-baba
olmak da zor.
Şimdi size bir annenin öyküsünü anlatacağım.
Gözyaşı ile, coşkuyla anlatıyor bu annemiz:
Çocuk sahibi olma isteği
“Yıllarca tedavi oldum, anne olamadım. Her gün, ‘Allah’ım ne olur bir
evlat ver. İstersen bir taş ver’ diye yalvarıyordum.
Benim için çocuk sahibi olmak öylesine bir istekti ki anlatamam.
Müjdeli haber…
Umudumu kestiğim yıllarda, 46 yaşındayken hamile olduğumu öğrendim.
Sevinçten çılgına döndüm. Tüm özlemimle onu beklemeye başladım.
Hayatta hiçbir şey beni üzemez, diyordum artık. Fakirliğime, kaybettiğim
yakınlarıma, çok değerli saydığım her şeye anlamsızca bakıp, hayatta
yürümüyor adeta koşuyordum.
Çocuğum özürlü doğacak…
Hamileliğim 6 ay olunca yapılan test sonucu çocuğumun “dawn-sendrom”lu
olduğunu öğrendim. Bu deyimi hiç duymamıştım.
“Doğunca yaşamayıp ölecek mi?” dedim. “Hayır özürlü yaşayacak” dediler.
Ben bu evladı ömrümce bekledim!
Hiç önemli değil. “Ben bu evladı ömrümce bekledim. Yeter ki yaşasın”
dedim; bu özlemle verdiğim kararın ne anlama geldiğini bilmeden umutla
bekledim.
Bunu eşim hariç, hiçbir yakınımla da paylaşamadım.
Diğer çocuklardan farklı
Bebeğim doğdu. Diğer çocuklardan farkını 3-4 aylık olunca hissettim. Daha
doğrusu çevre bana hissettirdi. Bu çocuk garip bakıyor…
Büyüdükçe sorunları da büyüdü. Akranlarından farklıydı. Gelişimi, şekli
farklı. Birden büyük bir suçlamayla karşılaştım.
“Kim bilir Allah’a ne yaptın ki bunu sana verdi?” dediler. Biliyormuşum da
izin verdim yaşamasına.
6 sene sakladım…
“Bu bir ceza, ben de bir suçlu isem, saklamalıyım” dedim. Ve çocuğumu
herkesten sakladım. Eleştiren insanlardan, korkan çocuklardan…
Yüreğim dayanamadı sözlere, bakışlara… 6 sene evden çıkmadım. Tabi bazı
arkadaşlarım acıyarak, “boş ver bu senin imtihanın” dediler.
Şimdiye Kadar Neredeydin?
Sonra bir arkadaşım, bu çocukların eğitilebileceğini söyledi. 9 yaşında
çocuğumu bir özel eğitim merkezine götürmeye başladım.
“Neredeydin? Birkaç yıl önce getirsen, şimdi çocuğun normal ilköğretim
okuluna gitmiş olacaktı. Çok çabuk öğrenen bir çocuk” dediler.
Keşke dememek için eğitim…
Benim çocuğumun fiziksel özrü çok az ve hızlı öğreniyordu. Şimdi bütün
insanlarla daha sıcak ilişkiler kuruyor; ben de o da çok mutlu.
Saklanmıyoruz artık.
Ama hayatımdaki “keşke”leri çıkarıp, daha bilinçli davranmadığıma
üzülüyorum. Beni eleştiren bir çok insana bunun ceza olmadığını gösterip
utandırabilseydim.
Her şeyden önemlisi, eğitimin ve bilincin mucizesini keşke daha önceden
yaşayabilseydim…
Eğitim ve Bilinç
Özürlü insanların yaşayıp yaşamamasına karar verirken nelerden
etkileniyoruz? Yoksa onların hayatlarını kolaylaştıracak ortamlar hazırlamak
mı istemiyoruz?
Eğitimleri zor diye, pahalı diye mi? Hangi eğitim ucuz ki!
Sabretmek ve dayanmak zor. Hayatta kolay olan ne var ki!..
Ama önemli olan, ön yargıları silebilmek; toplumsal bir bilinç oluşturup
doğal ve güzel davranışları doğru ve etkin davranışa dönüştürebilmektir.
|
İl Sosyal Hizmetler Müdürü
M. Nuri GEZMİŞ'in Konuşma Metni
SAKATLAR HAFTASI
Her yıl 10-16 Mayıs tarihleri arasında kutlanan "Sakatlar
Haftası"münasebetiyle düzenlenen programımıza hoş geldiniz der; hepinize
sevgi ve saygılarımı sunarım.
Bugün dünyada yaklaşık 500 milyon engelli insan bulunmaktadır ve bu sayı
giderek artmaktadır. Bir çok ülkede 10 kişiden en az biri fiziksel, zihinsel
veya duyusal bozukluklar nedeniyle engellidir ve özrün varlığından, nüfusun
en az yüzde 25'i olumsuz etkilenmektedir.
Birleşmiş Milletlerde bu doğrultuda konuya hassasiyetle eğilmiş ve 1981
yılında aldığı bir kararla "Özürlüler Yılı" ilan etmiştir.
Aynı zamanda bunu izleyen on yılda üye ülkelerde uygulanmak üzere bir eylem
planı kabul etmiştir.
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Devlet İstatistik Enstitüsü
işbirliğiyle yapılan, Türkiye Özürlüler Araştırması sonuçlarına göre, mevcut
nüfusumuzun, % 12.29 yani 8,5 milyonu engellidir.
Bu da ailesiyle birlikte yaklaşık 25 milyon insanımızı ilgilendiren
toplumsal bir sorundur.
Devlet, çağdaş nitelikleriyle milletin her kesiminin ihtiyaçlarını
karşılayarak, ferdi ve toplumu, mutluluk ve güvenle yaşatma görevini
üstlenen bir teşkilattır.
İnsan haysiyetine yaraşır ve toplumla kaynaşan hayat tarzı, engellilerin en
tabii hakkı ve devletin de öncelikli vazifesidir.
Devletin engellilik konusunu eğitim ve organize yönleriyle bir bütün olarak
ele alması insan haklarının bir gereğidir. Nitekim Anayasamız ve yasalarımız
engellilere ilişkin olarak evrensel değerlerle paralel düzenlemeleri
öngörmüş ve Devleti engellilerin sorunlarına yönelik olarak yükümlü
kılmıştır.
Devletimizin evrensel ölçülerde engellilerini sahiplenme çabası, toplumsal
bilinçlenme ve kamuoyu desteği ile anlamlı ve gerçekçi bir boyuta
ulaşacaktır.
Kurum olarak, engellilere götürülecek hizmetlerdeki temel prensibimiz;
engelli vatandaşlara hayırsever ve acıma duyguları ile yaklaşmak değil
kurumsal hizmetlerin korunup geliştirilmesidir. Geçmişte, genel olarak
engellilere sosyal yardım açısından yaklaşılmakta ve sadece bakım hizmetleri
sunulmaktaydı. Bu da engellilerin kendilerini toplum dışı hissetmelerine
sebep olmaktaydı.
Engellilerimizin karşılaştıkları sorunların çözülmesi, çağdaş bir toplumda,
ayrım yapılmadan, hak ve özgürlüklerden herkesle eşit oranda yararlanması,
kültür, sanat ve spor alanlarında ve toplumun diğer bireyleriyle eşit
pozisyonda yer alabilmeleri için desteklenmesi yalnızca devletin değil,
yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin ve toplumun diğer kesimlerinin
ortak görevidir.
Bu kapsamda engellilere hizmet götüren kamu, özel sektör ve gönüllü sivil
toplum örgütlerinin güçlendirilmesine önem vermeliyiz.
Bu nedenle de istisnasız bütün insanlarımızın sahip olduğu engellilere karşı
duyarlılık duygularını, toplumsal bir potaya taşımamız gerekmektedir.
Eğitimden sağlığa, iş ve mesleki rehabilitasyondan kültür ve sanata, spor ve
kent standartlarının iyileştirilmesine, ulaşımdan psikolojik ve sosyal
desteğe, bireysel ve aile danışmanlığı hizmetlerinden gerektiğinde sürekli
bakıma kadar, çok ciddi ve çözüm bekleyen sorunların bulunduğu bir
gerçektir.
Bu gereklilik ve sosyal hukuk devleti anlayışı ile engellilerin sorunlarını
önemseyip, gerekli ve çağdaş hizmet modellerinin geliştirilmesi ve
engellinin tüketen değil, üreten ve bağımsız yaşayabilen insanlar haline
getirilmesini gerektirmektedir. Bu anlamda günümüzde engelliler konusunda
ciddi çalışmalar başlatılmış bulunmaktadır.
Bunlardan kısaca sizlere bahsetmek isterim.
Bunlardan ilki, engelliler konusunda toplumda, yeni bir engelli bilinci ve
duyarlılığı meydana getirmekti. Bu bağlamda yine ilimizle alakalı olarak
2003 yılında ilimiz sınırları içinde tüm mahalle ve köy muhtarlarımıza
yazılarak veriler topladık ve 1180 engelli ile ilgili veriler toplayabildik.
2004 yılı yani geçen yıl bu araştırmamızı yeniledik bu sefer 1820 engelli
tespit edebildik. Halbuki 2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre ilimizde 6400
engelli kaydedilmiş ancak Genel nüfusumuzun 365 bin olduğu göz önüne
alınırsa ve nüfusun % 12’ si de engelli olduğu gerçeğinden hareketle aslında
ilimizde 40 bin dolayında engelli vatandaşımızın bulunduğu ama ne yazık ki
bunların ailelerince dahi bildirilmediği ile karşı karşıyayız.
Engellilerin en önemli problemlerinden birisi de hiç şüphesiz istihdam
konusudur.Nitekim 2005 yılı "Özürlülerin İstihdam Yılı" olarak ilan
edilmiştir. Bu çerçevede;İş Kanununda yapılan değişiklikle, engelli
istihdamının arttırılması ve teşvik edilmesi öngörülmüştür. Bununla beraber,
engellilerin istihdamı sorunu bir yılda çözülebilecek bir sorun değildir.
Bundan dolayı 2005 yılı sürekli ve etkin politikaların belirleneceği ve
belirlenecek politikaların hangi sistemlerle yürütüleceğinin de ortaya
konulacağı bir yıl olacaktır.
Bu amaçla, çalışmaların bir yıllık süre ile sınırlı kalmaması, engellilerin
istihdamı sorununa kalıcı çözümler üretilmesi ve ülkenin sosyal
politikalarında önemli bir açılım sağlanması amacıyla Başbakanlık Özürlüler
İdaresi Başkanlığı tarafından "2005-2010 Özürlülerin İstihdamı Eylem Planı
Taslağı" hazırlanmıştır.
Maliye Bakanlığı ile sağlanan işbirliği ve koordinasyon sonucunda, vergi
reformu yasasında, serbest meslek sahibi olan engelliler ile serbest meslek
sahibi olup ailesinde engelli bireyi bulunanlara vergi indirimi uygulaması
gerçekleştirilmiştir.
Gerek özel sektör ve gerekse Kamu kurum ve kuruluşlarının 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu kapsamındaki engelli kontenjanlarını doldurmaları için
gerekli çaba gösterilmekte olup ve bu çerçevede sınavlar açılmaya devam
edilmektedir.
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı'nın koordinatörlüğünde, Devlet
İstatistik Enstitüsü ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı ile birlikte yürütülen
"Özürlüler Araştırması" sonuçlandırılmış ve bu alanda ortaya çıkan ilk temel
veriler dünya kamuoyuna açıklanmıştır.
Devletimizin bu kurumları;
hem engelliler alanında ilk,
hem de hedefi belirli bir kitle olan en geniş kapsamlı ilk araştırmaya imza
atmıştır.
Türkiye "Özürlüler Araştırması" ile engellilik oranı, engellilik türü, oluş
sebepleri, engellilerin sosyo ekonomik yapısı, engellilerin aile, sosyal
yaşam ve iş ortamında karşılaştıkları sorunlar ile beklentilerinin neler
olduğu ve bölgesel farklılıklarının ölçülmesi hedeflenmiştir.
Araştırma sonucunda; ülkemizde engellilik oranı sözlerimin basında da
belirttiğim gibi % 12,29 olarak belirlenmiştir. Bu oran Dünya Sağlık
Örgütü'nün verileriyle örtüşmektedir.
İlk defa yapılan bu araştırmadan, toplumun tüm kesimleri yararlanacaktır.
Çünkü; elde sağlıklı veri olmadan sağlıklı ve kalıcı politikalar oluşturmak
mümkün değildir.
Araştırmanın önemli sonuçlarından birisi de, erken tanı ve erken müdahale
hizmetleri ile rehabilitasyon programlarının sistemli olarak oluşturulmasını
zorunlu kılmasıdır. Elde edilen veriler doğuştan gelen engelin kayda değer
bir seviyede olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Bakanlığımıza bağlı Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından projelendirilen
ve Sağlık Bakanlığı ile koordine edilip uygulanan "Ulusal Yeni Doğan İşitme
Taraması Kampanyası" olanca hızıyla devam etmektedir.
Erken tanı ile engellinin mevcut kapasitesini kullanarak geliştirmesi ve
ikincil engellilik halinin oluşması önlenmektedir.
Yine, yıllardan beri ihmal edilen engellilerimizin sorunlarına çözüm bulmak
ve bu konuda kanuni düzenlemeleri yapmak üzere çalışmalar tamamlanmış
"Özürlüler Hakkında Kanun" tasarısı 5 mayıs 2005 günü TBMM ne sevk
edilmiştir.
Çağdaş normlara göre bütün çevrelerin ve özellikle Engellilerle alakalı
sivil toplum kuruluşlarının da görüşleri alınarak hazırlanan bu tasarının en
kısa sürede yasalaşması dileklerimle daha öncede söylediğimiz gibi Sosyal
Hizmetler olarak görev alanımıza giren konularda her zaman;
Diğer konularda da rehberlik amacıyla hep yanınızda olduğumuzu bildirir,
başta sayın Valim olmak üzere bizleri onurlandıran değerli davetlilere
şükranlarımı arz eder Tüm Engelli vatandaşlarımıza sağlık ve mutluluklar
dilerim.
|
|
|
Rize Bedensel Engelliler
Derneği Başkanı Kemal ÇELİK'in Konuşma Metni:
I
Sakatlar Haftası dolayısıyla Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve Bedensel
Engelliler Derneğimiz tarafından düzenlemiş olduğumuz programımıza hoş
geldiniz.
Davetimize katılarak bizi onurlandırdınız, hepinize şahsım ve arkadaşlarım
adına şükranlarımı arz ederim.
Bizler çeşitli engelleri olan insanlarız, bu engelleri aşabilmek için
gereksinimlere ihtiyacımız vardır.
İstihdam, ulaşım, eğitim, sağlık, spor ve sosyal ihtiyaçlarımızı karşılamada
siz değerli devlet görevlilerine büyük görevler düşmektedir.
Ancak bu yıl özürlülerin istihdamı yılı ilan edilmesine rağmen bu konuda
bugüne kadar pek çalışma yapılmamıştır.
Unutmayalım ki her sağlam insan bir engelli adayıdır, sizler bizler için
bazı çalışmalar yapın ki ihtiyaç duyduğumuzda bizlerde bazı engelleri aşıp
ihtiyaçlarımızı giderebilelim.
İhtiyaçlarımızın başında uygun bir dernek yerimizin olmaması
gelmektedir.Bundan dolayı Valiliğimize bağlı özel idareye ve belediyemize bu
konuda görev düşmektedir.
Bunun dışında küçük bir sosyal tesis, tuvalet, bankamatik, ulaşım, hastane
kuyrukları, ,yaya kaldırımları gibi daha bir çok sorunlarımızın giderilmesi
konusunda kanun ve yönetmelik çerçevesinde ilimizde bazı çalışmaların
derneğimizle koordineli bir şekilde başlatılmasını arzu ediyoruz.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün Rize Atatürk Stadında kapalı salonunda
bedensel engellilere yönelik uygun yer yapmasını talep ediyoruz.
Bu arada Çay-Kur Genel Müdürümüz Sayın Ekrem Yüce‘ye, Gençlik ve Spor İl
Müdürlüğü’ne kısmen de olsa desteklerinden dolayı şahsım ve arkadaşlarım
adına şükranlarımı arz ederim.
|

 |
|
|