MADDE BAĞIMLILARINI REHABİLİTE ÇALIŞMASI
1.GİRİŞ
1.1.Ergenlik Dönemi Psiko-Sosyal Gelişim Özellikleri
Gençler, ergenlik döneminde; bu dönemin en belirgin özelliği olan “kimlik arayışı ve bunalım” sürecini değişik derecelerde geçirmekte ve aynı zamanda da gelecek endişesi taşımaktadırlar. Genç insanlar, yine bu dönem için doğal bir ruh hali olarak kabul edilen “otoriteye başkaldırı” psikolojisi kapsamında toplumsal değerlerin dışına çıkmak, yanlış alışkanlıklar kazanmak eğilimi göstermektedirler. Buna aileden gelen olumsuz etkiler de eklenirse genç
bilinçsiz bir şekilde çevresel etkilere çok açık ve dayanıksız bir hale gelmektedir. Ailesinden ve okuldan göremediği ilgi ve yakınlığı arkadaş gruplarında arayan genç, bu grupların eğilimleriyle bütünleşmektedir. Böyle bir ortam genci kendisini ayrı tutamayacağı tutum ve davranışlara, kötü alışkanlıklara itebilir. Okul dışında amaçsız ve işsiz kişilerin de bağımlısı haline getirebilmektedir.
İlk ergenlik dönemi kendisinde olan ruhsal ve bedensel değişikliklerin neler olduğunun fark edilmesi ve anlaşılması çağıdır. Bu nedenle genç sessizleşecek ve en büyük uğraşı kendi olacaktır. Bu dönemde ana babanın yada çevresindeki diğer kişilerin, çocuğun sakarlığı, sesi, gelişimi, fizik görünümü ile ilgili eleştirisi yada alayları onu derinden yaralayacak, temel güven duygusunu zedeleyecektir. Bunu izleyen yıllarda genç, artık kendi tanıdığı biçimiyle
kendini çevresindekilere kabul ettirme çabasına girecektir. Bağımsızlığını doyasıya yaşamak isteyecektir. Bu nedenle daha çok zamanını ev dışında geçirmek isteyecektir. Nerede olduğunun sorulması benliğine yapılan bir darbe gibi algılanacaktır. Gideceği yerlerin ve dönüş saatlerinin kararlaştırılması sırasında denetim yönünün değil, birlikte yaşayan kişilerin birbirlerine gösterecekleri saygı yönünün vurgulanmasında yarar vardır. Gidilecek yerler ve dönüş saatlerinin tartışılması genellikle sakıncalıdır. Oysa bunun bir denetim ihtiyacından çok, birlikte yaşayan insanların
birbirlerine saygılarının bir gereği olduğu unutulmamalıdır. Gencin evine ve sevdiklerine bağlılığını sürdürerek bağımsızlığını kazanması en istenilen biçimdir.
Küresel boyuttaki sosyo-ekonomik ve kültürel değişmeler, oluşan ekonomik krizler içinde çocukluğunu ve gençliğini yaşayan insanlarımızın yetişme ve gelişme imkanları sınırlanmıştır. Yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlikler, barınma, beslenme, temizlik, giyim, eğitim, sağlık koşullarını kötüleştirmiştir. Yaşam kalitesizleşmekte, yetişme koşulları sınırlanmakta ve çocukların, gençlerin bireyselleşmesi kesintiye uğramaktadır. Ekonomik bunalım, sosyo-kültürel
yozlaşmaya yol açmaktadır. Etik yozlaşma toplumsal yaşamın her alanında etkili olurken hoşgörüsüzlük, şiddet, ayrımcılık, köşe dönücülük, çıkarcılık gençlerin yaşam biçimlerini yabancılaştırmaktadır.
1.2. Bağımlılık Yapan Maddelerin Ortak Özellikleri
a) Madde alındığında davranış, düşünce ve duygu durumunda değişme yapar: Bağımlılık yapıcı maddeler her ne kadar farklı özellikli olsalar da tümünün insan işlevlerinden duygu, düşünce, tutum ve davranışlar üzerinde etkileri hemen hemen aynıdır.
b) Alan kişi kısa sürede gerçeklerden kopar: Maddeler ilk alındığı zaman ortaya çıkan rahatlama, yatışma, keyif alma sarhoşluk, uyarılma, hayal alemine dalma, hoşnutluk ve bunun gibi birçok belirtiler nedeniyle kişi dış dünya yerine bu sahte hayal ortamını tercih etmeye
başlayabilir. Bu durum kişinin gerçeklerden kopmasına yol açar. Yani bazı doyumları gerçek dünyada farklı alanlarda sağlıklı bir şekilde yaşamak varken, bunu yapma gayret ve çabasını göstermeyebilir.
c) Kişi karşı koyulması çok zor bir istek ile madde arama davranışı içine girer: Bu madde kullanımı ile elde edilen sahte iyilik halini tekrar tekrar elde etme isteği o maddenin daha sık kullanılma isteğini doğuracağı için kişi karşı koymakta zorlandığı bir istekle o
maddeyi arama davranışı içine girer.
d) Giderek alınan maddenin miktarı artar: Kişi maddeyi kullanma sıklığını ve miktarını gittikçe arttırmak zorunda kalır. Çünkü gittikçe alınan doz ve sıklık aranan, ihtiyaç duyulan sahte iyilik halini oluşturamayacaktır.
e) Sonuç bağımlılıktır: Tüm bu sözü edilen süreçler bir araya geldiği zaman ise bağımlılık gelişir.
1.3. Madde Bağımlılığının Nedenleri
Bugüne kadar yapılan çalışmalar madde bağımlılığının oluşumu için kesin bir neden ortaya koyabilmiş değildir. Dolayısıyla bağımlılık; biyolojik, ruhsal ve sosyal etkenlerin rol oynadığı bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Bu etkenleri anlaşılma kolaylığı açısından şu şekilde sıralayabiliriz:
a) Kişisel özellikler: Yapılan araştırmalar madde bağımlılığı için belirgin bir kişilik özelliği ortaya koymamıştır. Ancak, yapılan ileriye yönelik bazı çalışmalar bağımlıların bazılarının tutarsız, amaç ve değerlere fazla duyarlı olmayan, güvensizlik ve güçsüzlüklerini
kapatmaya çalışan, yasaları çiğneme eğilimli, bunaltı, panik, yılgınlık ve çökkünlük duygularını sık yaşayan kişiler olduğuna yönelik bulgular vermektedir.
b) Çevresel özellikler: Madde kullanımının ortaya çıktığı koşullar çok önemlidir. Bir maddenin kolay ve ucuz elde edilebilir olması o maddenin tüketimini arttıracağı için olası bağımlılığı da daha fazla olacaktır. Sosyal öğrenmenin madde kullanım davranışını hem uyardığı,
hem de biçimlendirdiği ileri sürülmektedir. Özellikle ergenlik döneminde bir grup içinde olmak, kendini o gruba ait hissetmek oldukça önem taşır. Ergen bu grup içinde yer edinmek için o grubun kurallarını değer yargılarını yaşam biçimini benimser. Eğer grubun üyesi olmanın yolu madde kullanımından geçiyorsa yada madde kullanmak grup içinde prestij, güç kazanmanın yolu gibi görülüyorsa o zaman kişi madde kullanabilir. Ancak grubun bütün bireylerine bu durum genellenemez.
1.4. Madde Bağımlıları İle Yapılacak Çalışma Stratejileri
Madde bağımlılığı ile mücadelede öncelikle bağımlılık yapan maddelerin elde edilmesinin engellenmesi gerekmektedir. Madde kullanım riski bulunan bireylere ulaşılıp, başlangıç aşamasında duruma müdahale edilerek uzman meslek elemanları tarafından rehabilite çalışmaları başlatılmalıdır.
bağımlılık düzeyine gelmesinin önlenmesi için tedavi ve rehabilitasyon
hizmetlerinden yararlandırılması için, gerekli girişimler yapılmalıdır.
Madde kullanımı bağımlılık düzeyine gelmiş olup, halen kullanmaya devam eden bireylerle kişisel çalışma ve grup çalışması yöntemleri kullanılarak rehabilite süreci başlatılmalıdır.
Madde bağımlılığına başlamayı önlemede en etkin yolun, eğitim olduğu açıktır. Eğitimde her kesim, kişi ve kuruluşlar, ilgili meslek örgütleri, hizmet kulüpleri ve gönüllü kuruluşlardan yararlanılarak koordineli bir çalışma başlatılmalıdır.
Madde bağımlısı olmayan ancak sorunları nedeniyle potansiyel kullanıcı durumunda olan öğrenciler tespit edilerek, bunların mutlaka psikolojik danışma ve rehberlik birimlerine veya bir psikiyatri uzmanına ulaştırılmaları sağlanmalıdır. Buna imkan yoksa aileler bu durumdan haberdar edilmelidirler.
2. TEDAVİ VE REHABİLİTASYON PROGRAMININ TEMEL ESASLARI
2.1. İlk Görüşme Ve Kayıt
Bu süreçte madde kullandığı tespit edilen yada kullanmaya yatkın olan çocuklar görüşmeye alınarak vaka tanımlaması yapılmalıdır. Kayıtların düzenli tutulması amacıyla standart görüşme formları geliştirilerek arşivlenmelidir. Müracaatçıların verecekleri bilgiler meslek elemanları tarafından gizlilik esası dikkate alınarak muhafaza edilmelidir. Müracaatçıya ulaştırılacak hizmetlerin içeriği hakkında bilgi verilerek, daha sonraki görüşmeler için motivasyon sağlanmalıdır.
2.2. Müracaatçıya Yönelik Mesleki Çalışmaların Tespiti
Yapılan ilk görüşme ve gözlemler sonucu elde edilen verilere dayanılarak müracaatçıya alternatif çalışmalar önerilmeli ve kendisine uygun seçeneği belirlemesi konusunda rehberlik yapılmalıdır. Yapılacak meslekî çalışmalarda gönüllülük esas olacağı için, bu aşamada karşılıklı güven duygusu oluşturulmalı ve empatik yaklaşımla müracaatçı isteklendirilmelidir. Tespit edilen çalışmanın türüne göre ayrıntılı süreç plânlaması yapılarak, programı yürütecek ilgili
meslek elemanı belirlenmelidir. Çalışmanın yeri, zamanı ve sıklığı konularında ortak karar alınmalıdır.
2.3. Rehabilitasyon Çalışmasının Başlatılması
Müracaatçıların özelliklerine göre sınıflandırma yapılarak, ön hazırlıklar tamamlanmalı ve çalışma başlatılmalıdır.
2.3.1. Bireysel Çalışma
Bu bir terapi çalışması olacaksa; bu çalışma Psikolog yada Psikolojik ve Rehberlik Danışmanı tarafından yapılmalıdır. Eğer sosyal kişisel çalışma gerekiyorsa, görüşmeler Sosyal Hizmet Uzmanı tarafından yürütülmelidir. İleri düzeyde kişilik bozuklukları bulunan müracaatçılar, ekipteki doktorla görüştürülerek uygun sağlık hizmetinden yararlandırılmalıdır.
2.3.2. Grup Çalışması
Grup çalışmasına başlamadan önce ön görüşmeler yapılarak çalışmaya katılacakların ortak yönleri tespit edilmelidir. Grup üyeleri hakkında yeterince bilgi toplanarak kişilik özellikleri belirlenmelidir. İlk görüşmeden sonlandırma aşamasına kadar bütün safhalar çalışmayı yapacak meslek elemanı tarafından plânlanmalıdır. Grup çalışmasının yeri ve zamanı önceden
belirlenmeli ve müracaatçılara bildirilmelidir. Grup toplantılarına doktorun da davet edilerek olayın sağlık boyutu hakkında katılımcıların bilgilendirilmesine çalışılmalıdır.
2.3.3. Toplumla Çalışma
Madde bağımlılığını önlemek için yapılacak çalışmaların toplum tarafından benimsenmesi amacıyla sivil toplum kuruluşlarıyla iletişime geçilerek, gerekli görüldüğü durumlarda toplumsal kaynakların kullanımı için girişimler başlatılmalıdır. Kamusal ve toplumsal kaynakların koordinasyonu sağlanarak toplumu bilinçlendirme amacına yönelik etkinlikler düzenlenmelidir. Basın yayın kuruluşları ile irtibata geçilerek topluma yönelik çalışmaların daha etkin hâle getirilmesi sağlanmalıdır.
2.3.4. Sosyal İnceleme
Yapılan ön görüşmeler sonucunda ailesinin sosyo-ekonomik
durumunun incelenmesi gerekli görülen müracaatçıların, evlerine gidilerek
gerekli veriler toplanmalı ve ayrıntılı bir sosyal inceleme raporu
düzenlenmelidir. Bu inceleme sosyal hizmet uzmanları tarafından
gerçekleştirilmelidir. Ailede problem varsa, aile üyeleri görüşmeye davet
edilerek aileye yönelik meslekî çalışma başlatılmalıdır. Ekonomik yetersizlik
dolayısıyla çocuğuyla yeterince ilgilenemediği tespit edilen aileler
yönlendirilerek gerekli yardım ve destek sağlanmalıdır