T.C.

BAŞBAKANLIK

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU

R İ Z E  İ L   S O S Y A L   H İ Z M E T L E R  M Ü D Ü R L Ü Ğ Ü

ANA SAYFA SOSYAL HİZMETLER PERSONEL HABERLER

FAALİYETLER

PROJELER İLETİŞİM SHÇEK MESLEKİ PAYLAŞIM FOTOĞRAF BELGE MERKEZİ LİNKLER ESKİ DOSTLAR
KURULUŞLARIMIZ

İL MÜDÜRLÜĞÜMÜZ

 

ÇOCUK YUVAMIZ

 

YETİŞTİRME YURDUMUZ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM MERKEZİMİZ

 

AİLE DANIŞMA MERKEZİMİZ

 

HİZMETLERİMİZ

ÇOCUK HİZMETLERİ

 

GENÇLİK HİZMETLERİ

 

AİLE TOPLUM KADIN HİZMETLERİ

 

SOSYAL YARDIM HİZMETLERİ

 

YAŞLI BAKIM HİZMETLERİ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM HİZMETLERİ

 

EVLAT EDİNME HİZMETLERİ

 

KORUYUCU AİLE HİZMETLERİ

 

ÇALIŞMALARIMIZ

BİR ÇOCUĞA KUCAK AÇ KAMPANYASI

RİZE ENGELLİLER HARİTASI

DİLENCİLİĞİN ÖNLENMESİ

SOKAKTAKİ ÇOCUKLARIN REHABİLİTASYONU

ÖZÜRLÜ, YAŞLI, HASTA BAKICILIĞI KURSU

BEYAZ HALKA PROJESİ

AİLE İÇİ ŞİDDETİ ÖNLEME ÇALIŞMASI

GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR

ÇOCUKLAR YARARINA KURULAN DERNEKLER

 

sosyal hizmetler

y a y ı n l a n m ı ş      m a k a l e l e r i m

beni indirgeme öğretmenim

çatışmalarınızı nasıl çözüyorsunuz

çocuk ve çiçek

değişimin sürekliliği

entelektüel sermaye ve bireysel kalite

eğitimde ataleti kırmak elimizde

hayata dokunmadan yaşamak

TKY'nin arka planı

zamanı etkili kullanma

değişen eğitim anlayışı

                                                             

Zeki KARATAŞ/Sosyal Hizmet Uzmanı

1971 yılında Fatsa'da doğdu. Fatsa Dumlupınar İlkokulu, Fatsa Ortaokulu ve Fatsa Lisesi'ni bitirdi. 1989 yılında girdiği Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Y.O.'ndan 1993 yılında mezun oldu. 1993-94 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul'da çeşitli liselerde ücretli İngilizce derslerine girdi ve gazetecilik yaptı. Daha sonra Özel İstanbul İkinci Bahar Huzurevi'nde çalıştı. Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde yedek subay olarak vatanî görevini tamamladıktan sonra, 14.01.1997 tarihinde sınıf öğretmeni olarak atandığı Gaziantep İli, Oğuzeli İlçesi, Çatalçam Köyü'nde memuriyete başladı. Edebiyat öğretmeni Zeynep Hanım'la evlendikten sonra eş durumu nedeniyle Bayburt'a atandı. 1999 yılında ise Rize'ye yerleşerek öğretmenlik hayatına devam etti. 2003 yılında ise kurumlar arası geçiş yaparak Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nde sosyal hizmet uzmanı olarak göreve başladı. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

 

SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARINA ÇAĞRI!

Bu sayfada "Sosyal Hizmet Mesleği" ile ilgili kuramsal ve uygulamaya yönelik bilgi ve çalışmaların yayınlanması hedeflenmektedir. Katkıda bulunmak isteyen meslektaşlarımızdan ellerinde bulunan materyalleri rizedost@hotmail.com adresine göndermelerini rica ederiz.

 

Sosyal Hizmetlerin Kapsamı ve İlgi Alanları

a) Hizmet Türleri:

·         Psiko-sosyal danışmanlık hizmetleri.

·         Kurumsal ıslah-rehabilitasyon  hizmetleri.

·         Tıbbî sosyal hizmetler.

·         Kurumsal bakım hizmetleri.

·         Çocuk koruma ve kurumsal yetiştirme hizmetleri.

·         Sosyal Pedagoji çerçevesinde eğitsel destek hizmetleri.

·         Evlilik öncesi ve sonrasına yönelik aile danışmanlık hizmetleri.

 

b) Sosyal Gruplar Açısından Hizmet Türleri:

·        Yaşlılara bakım ve psiko-sosyal destek hizmetleri.

·        Tabiî afetlerde mağdurlara psiko-sosyal ve ekonomik destek hizmetleri.

·        İç sorunları olan ailelere mânevî destek hizmetleri.

·        Özürlülere yönelik meslekî programlar.

·        Bakıma muhtaç insanlara yönelik kurumsal bakım hizmetleri.

·        Şiddetten dolayı geçici olarak haricî barınma ihtiyacı duyan kadınlara yönelik kurumsal bakım hizmetleri.

·        Şiddetten dolayı aile ortamında yaşama imkânı olmayan çocuklara yönelik kurumsal bakım hizmetleri.

·        Alkol ve uyuşturucu madde bağımlısı olanlara tıbbî ve psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetleri.

·        Özel psiko-sosyal niteliği olan hastalıklara yakalananlara rehabilitasyon hizmetleri.

·        Tutukevi ya da cezaevinde bulunanlar ve bunların dışarıda, işsiz ve ortada kalan ailelerine psiko-sosyal hizmetler.

·        Sığınmacılar, göçmenler, göçerler vb. gruplara sosyal uyum programları.

·        İşyeri, meslek, aile, toplum ilişkisini kurmakta güçlük çeken, stres altında olana sorunlu insanlara psiko-sosyal danışmanlık hizmetleri.

·        Derslerinde başarısız, toplumda kendisine istediği yeri bulamayan, boş zamanlarını değerlendirmek isteyen gençlere yönelik kurumsal eğitim desteği.

·        Sokak çocuklarının ıslahına yönelik kurumsal rehabilitasyon hizmetleri.

 

 

 

yüreğimin –e hali

Zeki KARATAŞ/Sosyal Hizmet Uzmanı

Seni kelimelerden kalıplara dökmenin bu kadar zor olduğunu bilemezdim. Senin yanı başında olup da seni anlatamamak, cümlelere sığmayan hüznünün büyüklüğünden olsa gerek. Ne zaman sana dair bir şeyler yazmaya niyetlensem, yüreğim yalın halinden çıkmaktaydı. Senin masumiyetinin yanında, kimse benden tarafsız olmamı istememeliydi. Yüreğim senin yanında olacaktı ve bu akşam kelimeler seni anlatmak için çıkacaktı, kalemimin gözyaşı damlayan kıvrımlarından. Tarafsızlık masalına çoktandır inanmıyordum. Yüreğim ne tarafta ise, ben de o taraftandım artık…

Çocuğun o ayrılıktaki her halini düşündüğümde, pervazlara konan kuşlar gelirdi aklıma. Yüreğinin ürkekliği, gözlerinin kaçamak bakışlarına yansımıştı. Kanat takıp uçacakmış gibi çırpınan kalbinin göğüs kafesindeki titreşimleri, ne zaman bir çocuğa sarılsam bedenimi titretiyordu. Günlerce etkisinden kurtulamamıştım.

         O an ellerimden kayıp giden insanlığımdan utanmıştım. Kalbimin derinliklerinden kopup gelen şefkat duygumun parmak uçlarımdan süzülüp gitmesi, yaralı bir kuşun kurtuluşa bir adım kala düşüp kalması gibi ümitlerimin son çırpınışlarını da bitirmişti. Çocuğun gözlerinden süzülen yaşlar mıydı, yüreğinin ayrılık hüznüne batırılmış parçaları mı bilinmez? Bildiğim tek şey, her ayrılışın bünyesinde bir feryadı barındırıyor olmasıydı. Çocuk olup da buna anlam vermek, bir o kadar da zordu. Neden şimdi firak ve eğer firak zorunluysa neden ben?.. Gözlerindeki tedirginliği temas kurduğu hiçbir bakış giderememişti. Kimseden yüreğini ferahlatacak cevabı alamamıştı. Etrafındakilerin de öyle bir dertleri yok görünüyordu. Ellerindeki evraklara ve dosyalara göz atan iri cüsseli adamlar, uğultular çıkararak bir şeyler konuşuyorlardı. Çocuğun konuşulanları anlaması zordu. Çünkü hüzün benliğini kaplamış, acının bedenine yaptığı basınç duygularını dış dünyaya kapatmıştı. Çocuk, ortada bir nesne gibi duran kendi varlığının buharlaşmak üzere olduğunu hissediyordu. Bu erken yaşlarda kimsesizliğin ağırlığı omuzlarını çökertmiş, boynunu büktürmüştü.

         Yanaklara konan buseler, veda edişin en unutulmaz izleriydi. Bir sonraki buse kim bilir kaç gece gözyaşlarıyla ıslanmış yastıkların sırdaş olduğu gecelerde hasretle beklenecekti. Kimseler görmemeliydi, geceye teslim edilen günahsızlığın ve paklığın sembolü olan billurları… Suskunluğu küskünlüğünden olsa gerekti. Günlerce kimseyle paylaşmadı hüznünü. Paylaşırsa, daha da derinleşmesinden korkuyordu. Sırlar yüreğinde saklı kalmalıydı. Annesini kaybetmenin ardından hatıralar en değerli varlığı oluvermişti. Onu da açarsa kaybetmekten korkuyordu. Çünkü, insanlar keşfettiği her şeye değer biçiyor, onu sınırlandırıyordu. Bilimsellik uğruna hüznü bile ölçer olmuştu insanoğlu. Acılarını bir parça sezdirdiği hekimler, üç birim hüzün için dörtte bir tablet sakinleştirici öneriyordu. Hüznü yaşamaya bile izin yoktu. Teselliler yüzeysel kalıyordu. Yüreğinin ebediyeti çağrıştıran serzenişlerini, fenaya dair sözler nasıl teselli edecekti?.. 

        Her hayal alemine dalışında, koridorların ucundan çıkıp gelecek ışıktan bir bedeni bekler gibi, kutlu seferlere çıkardı. Toprağın suya karışma özleminden de büyük anne hasreti her yerdeydi. Kuytu köşelerde, aynalarda, dolabın içine sakladığı hatıralarda… Daha ötesine, yüreğinin en bakir köşelerine gizlediği masum çocukluğunun sımsıkı kavradığı avuçlarında.

         Sen ağladığında bulutlar ağlardı. İnceden bir yağmur serinletirdi gecelere sığmayan yüreğini. Hasretin rüzgârlara karışarak, annenin toprakla bütünleşmiş bedeninde açan çiçeklerin ellerine dokunurdu. Tıpkı özlemle her gece rüyanda, ışıktan ellere dudağını dokundurduğun gibi…

         Ve sen minik kuşum, kimsesizliğin en ücra köşelerine sığınmışken, cesareti buluyordun sana uzanan ellerde. Bu ellerin ilkinden farklı geldiğini yüreğinle hissedebiliyordun. Tenine akan bu sıcaklığın ilk dokunuşlardan farkını hemen anlaman, sende tedirginlik oluşturuyordu… Zamanla buna da alışacaktın. Alışmandan biraz da korkuyordum aslında. Alışkanlıklar insanı duyarsızlaştırıyordu. Kalabalıklara karışmandan dolayı, masumiyetinde aşınmalar oluşabilirdi. Hüznünü diri tutmalıydın ki, yaşama saldığın derin kökler hiçbir rüzgârla sarsılmasın.

        Acılardan öğrendiğin hayat senin için çok değerli olmalıydı. İçindeki hasret ateşini vuslata kadar taşımalıydın. Kendini çaresiz hissettiğin anlarda, yüreğindeki hatıralara sığınmalıydın. Her ne arıyorsan, orada bulacağın ümidini hiçbir zaman söndürmemeliydin.

        (c) Not: Bu yazı Mavi-Yeşil adlı edebiyat dergisinde yayınlanmak üzere hazırlanmıştır.

Yetiştirme Yurtlarında kalan yada madde bağımlısı gençlerin rehabilitasyonunda kullanılacak bazı mesleki yöntemler:

SOSYAL GRUP ÇALIŞMASI

 TANIM

1. Tanım

         Plânlı bir program yada kuruluş ortamında bir uzmanın bilinçli yardımı ve grup süreci aracılığı ile grup üyelerinin arzu edilen yönde gelişim ve değişmelerini sağlamada yardımcı olarak, toplum içinde daha etkili ve verimli kişiler olmalarını sağlamak, öte yandan grubu harekete geçirerek çevre şartlarının üyeler yararına daha iyi yönde değiştirme ve geliştirmesinde yardım amacı güden sosyal hizmet mesleğinin bir yöntemidir.

2. Grup Çalışmasının Temel Esasları

  1. Eşitlik
  2. Kişiselleştirme
  3. Kişiyi olduğu gibi kabul etme
  4. Kişinin bulunduğu yerden başlama
  5. Kendi kararını verme ilkesi
  6. Gizlilik ilkesi
  7. Kararlara katılım

3. Grup Süreci Ve Safhaları

         Grup süreci dört safhadan oluşur:

1. Plânlama       2. Başlangıç      3. Gelişme      4. Sonlandırma

         Bu safhalar en az on dört hafta olmalıdır. İnsanlara toplantılar arası düşünme ve davranış değiştirme fırsatı verilmelidir.

 

PLÂNLAMA SAFHASI

3.1. PLÂNLAMA SAFHASI; yedi aşamadan oluşur:

  1. Grubun amacını belirlemek,
  2. Kurumu ve üyeleri tanımak,
  3. Üyeleri seçmek ve kaydetmek,
  4. Grubu oluşturmak,
  5. Üyeleri gruba hazırlamak,
  6. Üyelerle anlaşma yapmak,
  7. Grubun çevresini hazırlamak.

Henüz grup kurulmamıştır. Bunların hepsi yapıldığı zaman ilk toplantıyı

gerçekleştirmek mümkün olabilir.

3.1.1. Ön Teşhis Yapılması

            Gruba katılacak kişilerin kısa özgeçmişi, bugünkü durumu, gruptaki kişisel amacı, gruptan nasıl yararlanacağı ve gruba ne vereceği konusunda tüm üyelerle bir görüşme yapılmalıdır. Ön teşhis yapılırken gözlem ve mülakatın yanında, varsa kişilerin şahsi dosyalarından yararlanılmalıdır.

3.1.2. Demografik Özellikler

         Grup üyelerinin yaşı, cinsiyeti, ekonomik ve sosyal durumu, geldiği yerle ilgili bilgiler derlenerek heterojen(farklı) ve homojen(benzer) özellikler ortaya çıkarılmalıdır.

3.1.3. Üyelerle Anlaşma

         Anlaşma iki boyutta ele alınmalıdır. Birincisi; grup sürecinde anlaşma, ikincisi; üyelerin kişisel amaçları açısından anlaşmadır. Grup süreciyle ilgili, toplantıların sıklık ve uzunluğu üzerinde anlaşmaya varılmalıdır. Üyeler kendilerinden ne beklendiği konusunda bilgi sahibi olmalıdır. Her üyenin ne tür bir davranış değişikliği yapmak amacıyla gruba katılacağı konusu aydınlatılmalıdır.

3.1.4. Çalışmanın Yapılacağı Fizikî Ortam

         Grup çalışmasının yapılacağı yer çalışmanın içeriği doğrultusunda önceden hazırlanmalıdır. Eğer eğitim amaçlı araçlar kullanılacaksa zamanında temin edilmeli, toplantı başlamadan hazır hale getirilmelidir.

         Bütün bu sürecin bitiminde grup çalışmasını yürütecek meslek elemanı “grup önerisi” hazırlar. Bu öneride; konu, amaç, kurum, üyeler, yapı, anlaşma ve çevre ile ilgili yeterli bilgiler bulunmalıdır.

 

 

BAŞLANGIÇ SAFHASI

3.2. BAŞLANGIÇ SAFHASI’nda üyeler belirsizlik ve tedbirli olma gibi iki davranış geliştirirler. Bu tür tepkiler doğal karşılanmalı, üyelere önyargı ile yaklaşılmamalıdır. Başlangıç safhası iki ana aşamadan oluşur:

3.2.1. Tanışma

         Tanışmanın detaylı olması kişilerin sorunları hakkında yeterli ön bilgiler verecektir. Tanışma esnasında değişik teknikler uygulanabilir. Örneğin; herkesten bir eş seçmesi istenir ve kısa bir süre verilir. Üyeler birbirlerini tanırlar, daha sonra herkesin eşini gruba tanıtması sağlanabilir. Böylece karşılıklı empati ilişkisi kurularak, kişiler arası yakınlaşma sağlanmış olur.

3.2.2. Amacın Tekrar Gözden Geçirilmesi

         Tanışmadan sonra grup sorumlusunun amacı bir kez daha gözden geçirmesi gerekmektedir. Amacın olumlu örneklerle desteklenmesi değişmeye olan inancı arttırır. Hatta daha önce aynı sorunu yaşayıp çözüm bulmuş bir kişiyi gruba davet etmek katılımcılara güven verebilir. Amacın tekrar gözden geçirilmesi sırasında grup sorumlusunun ve kurumun fonksiyonlarına değinilmelidir. “Ne beklenebilir? Ne tür katkı elde edilebilir?” gibi sorulara cevap aranmalıdır.

Herkesin grup çalışmasına beklenen düzeyde katılması isteniyorsa iletişimin anlaşılır ve açık olması gerekmektedir. İletişimde; kaynak, mesaj ve alıcı olmak üzere üç önemli unsur göze çarpar. Mesajın kaliteli olması kadar, kaynağın mesajı etkili bir şekilde iletmesi de önemlidir. Sorununu gruba açan kişi paylaşım bekler. Bu açılıma karşılık grup üyeleri ve grup sorumlusu empatik yaklaşımı kullanarak feedback yapmalıdır.

3.2.3. Grubun Teşhis Edilmesi

         Grup içi iletişim, etkileşim, çekicilik, sosyal kontrol mekanizmaları ve grubun kültürü gözlenerek grup hakkında yeterli veri oluşturulmalıdır. Grup sorumlusu, grubun etkileşimini amaca doğru yönlendirmelidir. Gruptaki çekim-itim mekanizmasını anlamak için “sosyometri” tekniği uygulanabilir. Sosyometri aracılığıyla hangi konularda en çok kimin tercih edildiği öğrenilebilir.

         Grubun kontrolü açısından gruptaki norm,statü,rol ve hiyerarşiler iyi anlaşılmalıdır. Normlar, grupta neyin kabul edilip neyin kabul edilemeyeceğini gösteren kararlardır. Rol, kişinin grup içinde bulunduğu pozisyon ve kişiden beklenen davranışlardır. Grupta fonksiyonel rolleri benimseyen üyelerin statüsü daha yüksektir.

Fikirler, inançlar ve değerlerden oluşan grup kültürü dinamik bir unsurdur. Grupta en son oluşur ve değiştirilmesi çok zordur.

 

GELİŞME SAFHASI

3.3. GELİŞME SAFHASI, grup yeterince tanıştıktan ve amaçlar üzerinde anlaşma sağlandıktan sonra başlatılmalıdır. Gelişme safhasında dört temel faaliyet vardır: 1-Grup toplantısına hazırlık, 2-Grup yapısının oluşturulması, 3-Üyelere amaçlarına ulaşmada yardım edilmesi, 4-İzleme ve değerlendirmenin yapılması. Bu dört faaliyet her toplantı için yapılmalıdır. Grup çalışması grup toplantılarından oluşan bir süreç olduğu için, toplantıdan sonra “süreç raporu” hazırlanmalıdır. Bu rapor ışığında grup teşhis edilir, değerlendirme yapılır ve gelecek toplantı plânlanır. Toplantılar öncesi hazırlık yapılmalıdır. Bu hazırlık grup üyelerinin aile ve işyerleri ile görüşme şeklinde de olabilir. Herhangi bir sorun hakkında bilgi toplama amacına yönelik de olabilir.

Çeşitli sosyal davranış şekillerini kapsayacak grup faaliyetlerinin belirlendiği bir program hazırlanmalıdır. Bu programlar, grup sorumlusunun gruba dolaylı şekilde müdahale edebilmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır. Programlar amaca uygun olarak; yaş, cinsiyet ve temel yetenekler dikkate alınarak hazırlanmalıdır.

Gelişme safhasında grup sorumlusunun bazı rol ve fonksiyonları vardır:

1-Güç verici fonksiyonu açısından, uzman grup üyelerine psikolojik destek sağlamalıdır.

2-Grup içindeki kişi veya grup ile kaynaklar arasında aracı fonksiyonu görmelidir.

3-Grubun kendi içinde veya dışarıdaki gruplarla çatışması varsa uzman uzlaştırıcı fonksiyonunu devreye sokmalıdır.

4-Uzman grup üyesini ve grubu dışarıya karşı savunucu fonksiyonu üstlenmelidir.

5-Uzmanın sosyalleşmeyi de içine alan eğitici fonksiyonu vardır.

 

SONLANDIRMA SAFHASI

3.4. SONLANDIRMA SAFHASI: Grup çalışmalarında sona hazırlık önemli bir safhadır. Sonlandırma grup devam ederken olan bir süreçtir.

            Grubun çekiciliği azaltılarak grup üyelerinin bağımsızlığının sağlanması için şunlar yapılabilir:

1-Üyelerin gruptan kazandıklarını ifade etmelerine fırsat verilir.

2-Uzman grubun bir değerlendirmesini yapar.

3-Geleceğe yönelik faaliyetler üzerinde görüşme yapılır.

4-Kişilerin bireysel bağımsızlıkları arttırılarak,kendi yeteneklerine olan güvenleri pekiştirilir.

 

         Grup üyelerinin grup içinde kazandıkları davranışları, grup dışında uygulamaya geçtikleri zaman grup sonlandırılmaya hazırlanır. Grup çalışmasının esas amacı kişide gelişme ve değişme sağlamaktır. Kişiler yeni davranışlarını önce grup içinde denerler, daha sonra toplumda sürdürürler. Eğer kişide beklenilen davranış değişikliği gözlenmiyorsa, o kişi açısından grup çalışması amacına ulaşmamış demektir.

 

MADDE BAĞIMLILARINI REHABİLİTE ÇALIŞMASI

1.GİRİŞ 

1.1.Ergenlik Dönemi Psiko-Sosyal Gelişim Özellikleri

         Gençler, ergenlik döneminde; bu dönemin en belirgin özelliği olan “kimlik arayışı ve bunalım” sürecini değişik derecelerde geçirmekte ve aynı zamanda da gelecek endişesi taşımaktadırlar. Genç insanlar, yine bu dönem için doğal bir ruh hali olarak kabul edilen “otoriteye başkaldırı” psikolojisi kapsamında toplumsal değerlerin dışına çıkmak, yanlış alışkanlıklar kazanmak eğilimi göstermektedirler. Buna aileden gelen olumsuz etkiler de eklenirse genç bilinçsiz bir şekilde çevresel etkilere çok açık ve dayanıksız bir hale gelmektedir. Ailesinden ve okuldan göremediği ilgi ve yakınlığı arkadaş gruplarında arayan genç, bu grupların eğilimleriyle bütünleşmektedir. Böyle bir ortam genci kendisini ayrı tutamayacağı tutum ve davranışlara, kötü alışkanlıklara itebilir. Okul dışında amaçsız ve işsiz kişilerin de bağımlısı haline getirebilmektedir.

         İlk ergenlik dönemi kendisinde olan ruhsal ve bedensel değişikliklerin neler olduğunun fark edilmesi ve anlaşılması çağıdır. Bu nedenle genç sessizleşecek ve en büyük uğraşı kendi olacaktır. Bu dönemde ana babanın yada çevresindeki diğer kişilerin, çocuğun sakarlığı, sesi, gelişimi, fizik görünümü ile ilgili eleştirisi yada alayları onu derinden yaralayacak, temel güven duygusunu zedeleyecektir. Bunu izleyen yıllarda genç, artık kendi tanıdığı biçimiyle kendini çevresindekilere kabul ettirme çabasına girecektir. Bağımsızlığını doyasıya yaşamak isteyecektir. Bu nedenle daha çok zamanını ev dışında geçirmek isteyecektir. Nerede olduğunun sorulması benliğine yapılan bir darbe gibi algılanacaktır. Gideceği yerlerin ve dönüş saatlerinin kararlaştırılması sırasında denetim yönünün değil, birlikte yaşayan kişilerin birbirlerine gösterecekleri saygı yönünün vurgulanmasında yarar vardır. Gidilecek yerler ve dönüş saatlerinin tartışılması genellikle sakıncalıdır. Oysa bunun bir denetim ihtiyacından çok, birlikte yaşayan insanların birbirlerine saygılarının bir gereği olduğu unutulmamalıdır. Gencin evine ve sevdiklerine bağlılığını sürdürerek bağımsızlığını kazanması en istenilen biçimdir.

         Küresel boyuttaki sosyo-ekonomik ve kültürel değişmeler, oluşan ekonomik krizler içinde çocukluğunu ve gençliğini yaşayan insanlarımızın yetişme ve gelişme imkanları sınırlanmıştır. Yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlikler, barınma, beslenme, temizlik, giyim, eğitim, sağlık koşullarını kötüleştirmiştir. Yaşam kalitesizleşmekte, yetişme koşulları sınırlanmakta ve çocukların, gençlerin bireyselleşmesi kesintiye uğramaktadır. Ekonomik bunalım, sosyo-kültürel yozlaşmaya yol açmaktadır. Etik yozlaşma toplumsal yaşamın her alanında etkili olurken hoşgörüsüzlük, şiddet, ayrımcılık, köşe dönücülük, çıkarcılık gençlerin yaşam biçimlerini yabancılaştırmaktadır.

 1.2. Bağımlılık Yapan Maddelerin Ortak Özellikleri

a)    Madde alındığında davranış, düşünce ve duygu durumunda değişme yapar: Bağımlılık yapıcı maddeler her ne kadar farklı özellikli olsalar da tümünün insan işlevlerinden duygu, düşünce, tutum ve davranışlar üzerinde etkileri hemen hemen aynıdır.

b)    Alan kişi kısa sürede gerçeklerden kopar: Maddeler ilk alındığı zaman ortaya çıkan rahatlama, yatışma, keyif alma sarhoşluk, uyarılma, hayal alemine dalma, hoşnutluk ve bunun gibi birçok belirtiler nedeniyle kişi dış dünya yerine bu sahte hayal ortamını tercih etmeye başlayabilir. Bu durum kişinin gerçeklerden kopmasına yol açar. Yani bazı doyumları gerçek dünyada farklı alanlarda sağlıklı bir şekilde yaşamak varken, bunu yapma gayret ve çabasını göstermeyebilir.

c)     Kişi karşı koyulması çok zor bir istek ile madde arama davranışı içine girer: Bu madde kullanımı ile elde edilen sahte iyilik halini tekrar tekrar elde etme isteği o maddenin daha sık kullanılma isteğini doğuracağı için kişi karşı koymakta zorlandığı bir istekle o maddeyi arama davranışı içine girer.

d)    Giderek alınan maddenin miktarı artar: Kişi maddeyi kullanma sıklığını ve miktarını gittikçe arttırmak zorunda kalır. Çünkü gittikçe alınan doz ve sıklık aranan, ihtiyaç duyulan sahte iyilik halini oluşturamayacaktır.

e)    Sonuç bağımlılıktır: Tüm bu sözü edilen süreçler bir araya geldiği zaman ise bağımlılık gelişir. 

 1.3. Madde Bağımlılığının Nedenleri

         Bugüne kadar yapılan çalışmalar madde bağımlılığının oluşumu için kesin bir neden ortaya koyabilmiş değildir. Dolayısıyla bağımlılık; biyolojik, ruhsal ve sosyal etkenlerin rol oynadığı bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Bu etkenleri anlaşılma kolaylığı açısından şu şekilde sıralayabiliriz:

a)    Kişisel özellikler: Yapılan araştırmalar madde bağımlılığı için belirgin bir kişilik özelliği ortaya koymamıştır. Ancak, yapılan ileriye yönelik bazı çalışmalar bağımlıların bazılarının tutarsız, amaç ve değerlere fazla duyarlı olmayan, güvensizlik ve güçsüzlüklerini kapatmaya çalışan, yasaları çiğneme eğilimli, bunaltı, panik, yılgınlık ve çökkünlük duygularını sık yaşayan kişiler olduğuna yönelik bulgular vermektedir.

b)    Çevresel özellikler: Madde kullanımının ortaya çıktığı koşullar çok önemlidir. Bir maddenin kolay ve ucuz elde edilebilir olması o maddenin tüketimini arttıracağı için olası bağımlılığı da daha fazla olacaktır. Sosyal öğrenmenin madde kullanım davranışını hem uyardığı, hem de biçimlendirdiği ileri sürülmektedir. Özellikle ergenlik döneminde bir grup içinde olmak, kendini o gruba ait hissetmek oldukça önem taşır. Ergen bu grup içinde yer edinmek için o grubun kurallarını değer yargılarını yaşam biçimini benimser. Eğer grubun üyesi olmanın yolu madde kullanımından geçiyorsa yada madde kullanmak grup içinde prestij, güç kazanmanın yolu gibi görülüyorsa o zaman kişi madde kullanabilir. Ancak grubun bütün bireylerine bu durum genellenemez.

1.4. Madde Bağımlıları İle Yapılacak Çalışma Stratejileri

         Madde bağımlılığı ile mücadelede öncelikle bağımlılık yapan maddelerin elde edilmesinin engellenmesi gerekmektedir. Madde kullanım riski bulunan bireylere ulaşılıp, başlangıç aşamasında duruma müdahale edilerek uzman meslek elemanları tarafından rehabilite çalışmaları başlatılmalıdır.

bağımlılık düzeyine gelmesinin önlenmesi için tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlandırılması için, gerekli girişimler yapılmalıdır.

         Madde kullanımı bağımlılık düzeyine gelmiş olup, halen kullanmaya devam eden bireylerle kişisel çalışma ve grup çalışması yöntemleri kullanılarak rehabilite süreci başlatılmalıdır.

         Madde bağımlılığına başlamayı önlemede en etkin yolun, eğitim olduğu açıktır. Eğitimde her kesim, kişi ve kuruluşlar, ilgili meslek örgütleri, hizmet kulüpleri ve gönüllü kuruluşlardan yararlanılarak koordineli bir çalışma başlatılmalıdır.

         Madde bağımlısı olmayan ancak sorunları nedeniyle potansiyel kullanıcı durumunda olan öğrenciler tespit edilerek, bunların mutlaka psikolojik danışma ve rehberlik birimlerine veya bir psikiyatri uzmanına ulaştırılmaları sağlanmalıdır. Buna imkan yoksa aileler bu durumdan haberdar edilmelidirler.

 2. TEDAVİ VE REHABİLİTASYON PROGRAMININ TEMEL ESASLARI

 2.1. İlk Görüşme Ve Kayıt

         Bu süreçte madde kullandığı tespit edilen yada kullanmaya yatkın olan çocuklar görüşmeye alınarak vaka tanımlaması yapılmalıdır. Kayıtların düzenli tutulması amacıyla standart görüşme formları geliştirilerek arşivlenmelidir. Müracaatçıların verecekleri bilgiler meslek elemanları tarafından gizlilik esası dikkate alınarak muhafaza edilmelidir. Müracaatçıya ulaştırılacak hizmetlerin içeriği hakkında bilgi verilerek, daha sonraki görüşmeler için motivasyon sağlanmalıdır.

 2.2. Müracaatçıya Yönelik Mesleki Çalışmaların Tespiti

         Yapılan ilk görüşme ve gözlemler sonucu elde edilen verilere dayanılarak müracaatçıya alternatif çalışmalar önerilmeli ve kendisine uygun seçeneği belirlemesi konusunda rehberlik yapılmalıdır. Yapılacak meslekî çalışmalarda gönüllülük esas olacağı için, bu aşamada karşılıklı güven duygusu oluşturulmalı ve empatik yaklaşımla müracaatçı isteklendirilmelidir. Tespit edilen çalışmanın türüne göre ayrıntılı süreç plânlaması yapılarak, programı yürütecek ilgili meslek elemanı belirlenmelidir. Çalışmanın yeri, zamanı ve sıklığı konularında ortak karar alınmalıdır.

 2.3. Rehabilitasyon Çalışmasının Başlatılması

         Müracaatçıların özelliklerine göre sınıflandırma yapılarak, ön hazırlıklar tamamlanmalı ve çalışma başlatılmalıdır.

2.3.1. Bireysel Çalışma

            Bu bir terapi çalışması olacaksa; bu çalışma Psikolog yada Psikolojik ve Rehberlik Danışmanı tarafından yapılmalıdır. Eğer sosyal kişisel çalışma gerekiyorsa, görüşmeler Sosyal Hizmet Uzmanı tarafından yürütülmelidir. İleri düzeyde kişilik bozuklukları bulunan müracaatçılar, ekipteki doktorla görüştürülerek uygun sağlık hizmetinden yararlandırılmalıdır.

2.3.2. Grup Çalışması

            Grup çalışmasına başlamadan önce ön görüşmeler yapılarak çalışmaya katılacakların ortak yönleri tespit edilmelidir. Grup üyeleri hakkında yeterince bilgi toplanarak kişilik özellikleri belirlenmelidir. İlk görüşmeden sonlandırma aşamasına kadar bütün safhalar çalışmayı yapacak meslek elemanı tarafından plânlanmalıdır. Grup çalışmasının yeri ve zamanı önceden belirlenmeli ve müracaatçılara bildirilmelidir. Grup toplantılarına doktorun da davet edilerek olayın sağlık boyutu hakkında katılımcıların bilgilendirilmesine çalışılmalıdır.

2.3.3. Toplumla Çalışma

            Madde bağımlılığını önlemek için yapılacak çalışmaların toplum tarafından benimsenmesi amacıyla sivil toplum kuruluşlarıyla iletişime geçilerek, gerekli görüldüğü durumlarda toplumsal kaynakların kullanımı için girişimler başlatılmalıdır. Kamusal ve toplumsal kaynakların koordinasyonu sağlanarak toplumu bilinçlendirme amacına yönelik etkinlikler düzenlenmelidir. Basın yayın kuruluşları ile irtibata geçilerek topluma yönelik çalışmaların daha etkin hâle getirilmesi sağlanmalıdır.

2.3.4. Sosyal İnceleme

         Yapılan ön görüşmeler sonucunda ailesinin sosyo-ekonomik durumunun incelenmesi gerekli görülen müracaatçıların, evlerine gidilerek gerekli veriler toplanmalı ve ayrıntılı bir sosyal inceleme raporu düzenlenmelidir. Bu inceleme sosyal hizmet uzmanları tarafından gerçekleştirilmelidir. Ailede problem varsa, aile üyeleri görüşmeye davet edilerek aileye yönelik meslekî çalışma başlatılmalıdır. Ekonomik yetersizlik dolayısıyla çocuğuyla yeterince ilgilenemediği tespit edilen aileler yönlendirilerek gerekli yardım ve destek sağlanmalıdır

 

Geri ] Giriş ]

Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi rizedost@hotmail.com adresine gönderin.
Telif Hakkı © 2006 Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü(tasarım: Zeki Karataş)
Son değiştirilme tarihi: 16/03/07