T.C.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU (MÜLGA)

R İ Z E  İ L   S O S Y A L   H İ Z M E T L E R  M Ü D Ü R L Ü Ğ Ü

ANA SAYFA SOSYAL HİZMETLER PERSONEL VAKA YÖNETİMİ

FAALİYETLER

PROJELER İLETİŞİM SHÇEK MESLEKİ PAYLAŞIM FOTOĞRAF HABERLER HİZMET STANDARTLARI ESKİ DOSTLAR
KURULUŞLARIMIZ

İL MÜDÜRLÜĞÜMÜZ

 

ÇOCUK YUVAMIZ

 

YETİŞTİRME YURDUMUZ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM MERKEZİMİZ

 

AİLE DANIŞMA MERKEZİMİZ

 

BİLGİ AĞI
SOSYAL SERVİS

HİZMETLERİMİZ

EVDE BAKIM YARDIMI

 

ÇOCUK HİZMETLERİ

 

GENÇLİK HİZMETLERİ

 

AİLE TOPLUM KADIN HİZMETLERİ

 

SOSYAL YARDIM HİZMETLERİ

 

YAŞLI BAKIM HİZMETLERİ

 

ÖZÜRLÜ BAKIM HİZMETLERİ

 

EVLAT EDİNME HİZMETLERİ

 

KORUYUCU AİLE HİZMETLERİ

 

ÇALIŞMALARIMIZ

BİR ÇOCUĞA KUCAK AÇ KAMPANYASI

RİZE ENGELLİLER HARİTASI

DİLENCİLİĞİN ÖNLENMESİ

SOKAKTAKİ ÇOCUKLARIN REHABİLİTASYONU

VELİM OLUR MUSUN PROJESİ

AİLE İÇİ ŞİDDETİ ÖNLEME ÇALIŞMASI

GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR

ÇOCUKLAR YARARINA KURULAN DERNEKLER
ÇOCUK HAKLARI

 

Yetiştirme Yurtları ve Gençlik Liderliği

Prof.Dr. Işıl BULUT / Arş.Gör. Uğur ÖZDEMİR

T.C. Başbakanlık SHÇEK Yayını-Sosyal Hizmetler Dergisi.C:1, S:7, Ocak 1998

             GENÇLİK ÇAĞI

           İnsan yaşamı doğumdan başlayarak birbiriyle bağlantılı çağlar için gelişir, olgunlaşır ve sona erer. Doğum sonrası yaşamda ilk gelişim çağı olan bebekliği çocukluk, gençlik, erişkinlik ve yaşlılık izler. Çok kesin sınırlarla ayrılamayan bu çağların her birinin kendine özgü özellikleri vardır ve her bir çağ kendinden bir önceki çağdan etkilenir, bir sonrasını ise etkiler.

 

            Çocukluk ile erişkinlik arasında yer alan geçlik çağı, yaşamın belki en güzel, ancak en zorlamalı dönemidir. Bu çağ bireyde köklü fiziksel, duygusal ve zihinsel değişmelerin gerçekleştiği hızlı bir büyüme ve olgunlaşma sürecini içerir. Genç, çocukluk döneminde getirdiği duygu, düşünce ve davranış kalıplarını, gözden geçirir, değiştirir; bu çağda edindikleriyle bütünleştirir ve içinde bulunduğu toplumda, bir erişkin olarak yaşamasını sağlayacak bir biçimde kendi kişiliğine katar. Gencin kişilik gelişiminde önemli payı olan bu oluşum uzun gelişimsel tehlikeleri ve sorunları olan bir süreci içermektedir. Bu açıdan geçlik çağı bir uyumsuzluk, bir dengesizlik dönemi olarak nitelendirilmektedir. Ancak, kişilik özellikleriyle yetenek ve ilgilerin duru ve somut olarak en belirgin bir biçimde ortaya çıktığı, yaratıcılığın en üst düzeye vardığı gençlik çağı aynı zamanda ir “ ikinci doğuş “ dönemidir de. İşte özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından bu yana dünyanın gençlere gösterdiği ilgi, gençlik çağının sözü edilen ve birbirleriyle çelişkiliymiş gibi görünen bu iki özelliğinden kaynaklanmaktadır. Şöyle ki:

 

1.       Gençlik çağı sorunları ve tehlikeleri bol olan bir uyumsuzluk ve dengesizlik dönemidir.

2.       Geçlik çağı, ortaya genel çizgileri çıkmakta olan kişilik özellikleri, yetenek ve ilgilerin eğitimle pekiştirilip, onlara son şeklin verilebileceği ve “ikinci doğuş“un gerçekleştirilebileceği bir yaşam dönemidir.

 

            Şu halde “ geçlik çağı içinde olan bireylere toplumun yardımcı olması ve yol göstermesi gerekli ve zorunlu “ olmaktadır. Bu zorunluluk bugün tüm dünya devletlerinin geçlere bakış açılarını etkileyebilecek temel bir ilke görünümündedir. ( Uluğtekin, 1986 , ss. 47 – 48 ).

 

            Günümüz toplumlarında ve literatürde gençlik çağının yaş sınırlarına ilişkin görüşler birbirinden oldukça farklılık göstermektedir. Temelde biyolojik bir kavram olarak nitelenebilecek “ gençlik “ tanımı günümüz şarlarında, ekonomik, toplumsal ve kültürel yönden geniş boyutlarda değerlendirilmektedir. Ortak bir gençlik tanımına varılamamış olsa bile, tanımlama ve açıklamalarda biyolojik özellikler ve yaş grup lamalarıyla sınırlı kalınmadığı görülmektedir. UNESO ‘nun bir yayınında, üç ayrı gençlik tanımana yer verilmiştir. Birinci tanımda geçliğin “ 15-25 yaş grubu “ olarak belirtilmesinin yanı sıra, gencin kişilik yapısı da hesaba katılarak “genç –öğrenim yapan hayatını kazanmak için çalışmayan ve kendine ait konutu bulunmayan kişidir. “ “ genç, geniş bir hayal gücüne sahip olan, cesaretin çekingenliğe ve macera isteğinin rahatlık duygusuna üstün geldiği insandır. “ ( Uluğtekin, 1986, ss. 47-48 ) gibi, ikincil ve üçüncül tanımlara gerek duyulmuştur. Ülkemizde de çeşitli araştırmacılar tarafından geliştirilen farklı gençlik tanımlamaları bulunmaktadır. Köknel ‘e göre genç “ belirli ve sınırlı bir yaş dilimi içinde, duygu, düşünce, davranış ve tutum olarak gelişme çabası harcayan kişidir. “ Yörükoğlu‘na göre ise ( 1987, s.3) gençlik çocukluk ile erişkinlik arasında yer alan gelişme, ruhsal olgunlaşma ve yaşama hazırlık dönemidir. Gökçe ise gençliği ( 1984, ss. 3) buluğa erme ile başlayan, fizyolojik ve psikolojik, değişmeyi içeren, bireyi sosyal olgunluğa hazırlayan, bir yaş dönemi” olarak tanımlanmıştır.

            Bütün bu tanımlamalardan geçliğin toplum için ifade ettiği önemi belirtecek bazı ortak yönler bulunduğu görülmektedir. Gençlik dönemi her şeyden önce yetişme, hazırlanma, öğrenme aktivitelerini kapsayan dinamik ve değişken bir süreç olmaktadır. Gencin , aile, okul, iş ve yakın çevresi ile sürdürdüğü faaliyet ve ilişkileri sonucu edineceği davranış, tutum, düşünce ve bilgi birikim, hem kendisinin hem de toplumun geleceğini biçimlendirecek unsurlar olacaktır. Bu nedenle henüz olgunlaşmamış bir insanın sosyal olgunluğa yöneltilmesi; içinde bulunduğu toplumun alışkanlık, değer, tutum ve inanışlarını öğrenme ve uygulama süreci olarak tanımlanan sosyalleşmenin niteliğine bağlıdır. Genç insan, değişken ve dinamik yapısını nitelikli ve yeterli bir sosyalleşme süreci içinde sürdürdüğünde verimli ve sağlıklı kişilik özelliklerine sahip olabilecektir. Gencin, özdeşleşme, özerklik ve sorumluluk duygularını geliştirme özlemi ve çabası sonucu ortaya çıkan sorunlarının; toplumsal ve ekonomik yapıya uygun olarak getirilecek çözümleri, gençliğin ve dolayısıyla toplumun geleceğini belirleyici önemde olacaktır. ( MEGSB, 1986, ss.1-2 ).

 

            Gençlik Çağı Gelişimsel Özellikleri

 

            Gençlik çağı gelişimsel gereksinimlerinin en temelde 3 kategoride ele alındığı görülmektedir. Bunlar fiziksel – fizyolojik, toplumsal ve ahlaki, duygusal ve zihinsel gelişim alanındaki gereksinmeler ve gelişmelerdir.

 

            Gençlik çağı hızlı bir büyüme dönemidir. Geçte fiziksel ve fizyolojik gelişim açsından büyük değişmeler olur. Bu dönemin belirleyici gelişimi cinsel alanda olur, bedende değişme, seste değişme, ilgi ve yönelimlerin değişmesi bu çağa özgü fiziksel ve fizyolojik değişmenin içine girmektedir. 

 

            Gencin toplumsal ve ahlaki gelişim süreci içinde özdeşleşme özerlik ve sorumluluk kavramlarının önemli bir yeri vardır. Genç kişiliğini oluşturma süreci içinde benzemek istediği bazı kişi ve gruplara yakınlık duyar. Onlar gibi düşünmek, duymak, davranmak, “ onlar gibi olmak “ ister buna özdeşleşme denir. Gencin sağlıklı bir özdeşleşme süreci geçirebilmesi ve özerlik ve sorumluluklarının sınırlarını iyi çizebilmesinde, içinde yaşadığı toplumun daha somut bir deyişle, ailesinin, arkadaş, gruplarının, eğitim öğretim kurumlarının, çalışma ortamının ve özgür zamanları değerlendirme etkinliklerinin payı büyüktür. Tüm bunlar gencin nasıl bir kişi olacağına karar vermesinde, yani “ benlik kimliği “ kazanmasında önemli bir etkiye sahiptir.

 

            Duygusal ve zihinsel gelişim sürecine bakıldığındı, gencin zıt duyguların sık sık etkisi altında kaldığı söylenebilir. Kendini tanıma, duygularını ifade etme bu dönemin en önemli gelişimsel görevlerinden biridir. Genç, bu görevi gerçekleştirmek için özgürlüğünü kullanabileceği, gerekli durumlarda destek alabileceği bir ortama ve kişilere gereksinim duyar. Zihinsel gelişim acısından da soyut düşünme yeteneği kazanma, içinde yaşadığı toplumla ve dünya ile bütünleşme, dönemin özellikleri içinde sayılabilir.

 

            Sosyal ve kültürel çevrenin gençlik hakkındaki görüşleri ve beklentileri, gençlik hakkındaki görüşleri ve beklentileri, gençlikle iletişimde benimsediği tutumlar, iş-meslek seçimi, kendini geliştirme, geleceği planlama konusunda gence sağlanan olanakla, bu dönemde yaşanan sıkıntıların yoğunluğunu ve çeşitliliğini etkilemektedir. ( Lemer, 1985). Bu durum psiko-sosyal çevrenin gencin kişilik gelişiminde ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Gencin birincil çevresinin ona sağladığı sevgi; bu dönem özelliği olarak kendisinde meydana gelen fiziksel, duygusal ve sosyal değişmelere uyum sağlanmasında en büyük destek olmaktadır. Gencin, kendi yaşamında ve çevresinde doyurucu etkinlikler gerçekleştirmesini engelleyen yoksulluk, aile üyelerinin kaybı, ebeveynin boşanması, korunmaya muhtaç hale gelme gibi olumsuz deneyimleri, kendine yeterli olma duygusunu olumsuz etkilemekte ve ruh sağlığının bozulmasına neden olmaktadır. Yapılan çalışmalar, gençlik döneminde olumsuz yaşam olayları ile geçlik depresyonu arasındaki ilişkiye işaret etmektedir ( Barrera ve Garrison, 1972, Öy, 1995)

 

            Sorunlarıyla başa çıkabilen, özerk gençler, sağlıklı geçlerdir. Bu grup, sağlıklı yetişkinler olarak yaşamlarını devam ettirme şansına sahiptir. Diğerleri ise, gelişimleri ve gelecekleri risk altında olan gençlik grubunu oluşturmaktadır. Bazı gençlerin gelişimleri “ özel konumları “ nedeniyle risk altındadır. Bedensel ve zihinsel özürlü, uyumsuz ( suçlu, uyuşturucu madde bağımlısı, ruhsal sorunu olan vb. gibi ) ve korunmaya muhtaç geçler bu gruba girer.

 

            KORUNMAYA MUHTAÇLIK VE GENÇLİK

 

            Korunmaya muhtaç çocuklar, toplum standartlarına göre tehlikede sayılan ve durumuna toplumca el konulması gerekli görülen çocuklardır.1983 yılanda yürürlüğe giren 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Yasası ile bu çocukların bakımı, yetiştirilmesi ve topluma kazandırılması görevi Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ‘ ne verilmiştir. Korunmaya muhtaçlık olgusunda; bakımı, yetiştirilmesi, korunması ve gözetilmesindeki eksiklikler nedeniyle çocuğun sosyal, fiziksel, ruhsal ve ahlaki yönden sağlıklı bir yetişkin olması risk altındadır. Çocuğu bu duruma düşüren nedenler, yasada da gibi ana baba yokluğu ya da yoksulluğu ile sınırlı değildir. Ailenin ihmal ve istismarı da çocuğun korunmaya muhtaç hale gelmesinde önemli bir işleve sahiptir (Koşar 1992). Haklarında yetkili mahkemelerce korunma kararı alınmış olan çocuklardan 0-12 yaş grubuna çocuk yuvalarında, 13-18 yaş grubuna ise yetiştirme yurtlarında hizmet verilmektedir.

 

            Yetiştirme yurtları, 13-18 yaş arası korunmaya muhtaç geçleri korumak, bakmak ve bir iş veya meslek sahibi edilmeleri ve topluma yararlı bireyler olarak yetiştirilmelerini sağlamakla görevli ve yükümlü yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Koruyucu aile ve evlat edinme gibi bakım modelleri de bulunmasına karşılık ülkemizde en çok benimsenen bakım tipini, kışla tipi kurular oluşturmaktadır. Gerek çocukluk, gerekse gençlik döneminin özellikleri ele alındığında bu tür bakımın pek de olumlu özellik taşımadığı söylenebilir. Bilindiği gibi genç, bir taraftan bağımsız olma çabası içindeyken, diğer taraftan da büyüklerin desteğine gereksinim duyar. Kışla tipi  bakım veren çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları istendiği kadar birer aile yuvası olarak kabul edilmeye çalışılsın, çocuk ve gencin büyükler tarafından desteklenmesi ve yönlendirilmesi işlevini yerine getirememektedir. Bunun başlıca nedeni ise gençleri destekleyecek ve sorunlarının çözümünde yardımcı olacak mesleki personelin sayıca azlığı ve sık değişmesidir. Erikson ‘ a göre (1968) ergenlik bir kimlik arayışı dönemidir. Genç hızla oluşan biyolojik ve psikolojik değişmelere sağlıklı uyum yapmakta zorlanır. Bu uyumun gerçekleşmesinde gencin içinde yaşadığı sosyal çevrenin önemi büyüktür. Block ve Block ( 1980) iç ve dış baskılar nedeniyle kişilik gelişiminde başa çıkma sorunu olanların risk altında olduğunu, sorumlu ana babalık ve iyi bir yönlendirmenin ergeni bu riskten koruyabileceğini ifade etmişlerdir. Yazarlara göre risk altında olan ergenler aşırı pasif ya da saldırgan, diğerlerine göre iletişim becerisi zayıf, şüpheci ve kurallara aykırı davranış göstermeye daha yatkın bireylerdir. Kurum bakımında olan geçlerin bu konularda risk altında olduğu çeşitli çalışmalarda belirtilmektedir ( Cılga 1989, Hutchinson ve ark. 1992, Bulut 1995a) Bu çalışmalarda, yetiştirme yurdunda kalan gençlerin alkol ve uyuşturucu kullanma suça yönelme ve intihar girişiminde bulunma eğilimlerinin daha yüksek olduğu üzerinde durulmaktadır. Aile, akrabalık ve komşuluk ilişkileri sınırlı olduğundan sosyalleşmenin sadece kurum içinde gerçekleştiği, kendi aralarında arkadaş ilişkileri oluşturamadıkları bu çalışmaların bulguları arasındadır.

 

            Ergenlerin akran grupları aracılığıyla kendini ifade etme ve iletişim becerisi geliştirme deneyimi kazandıkları bilinmektedir. Ergenlik döneminde bireyin grup içinde kendini ifade  etme ve iletişim becerisi geliştirme deneyimi kazandıkları bilinmektedir. Ergenlik döneminde bireyin grup içinde kendini ifade etme ve dışa vurma davranışı ile, başkalarının ifade ettiği duygulara duyarlı olma becerisinin giderek arttığı bildirilmektedir ( Linda 1992 ) Kurum bakımında bulunan gençlere yapılan grup çalışmalarında edinilen gözlemler, bu ergenlerde kendini doğru ifade etme davranışının yeterince gelişmediğini göstermektedir. Dış çevre ile olan iletişimin sınırlı oluşu buna neden olabilir. Belki de günlük yaşam onlara kendilerini oldukları gibi dışa vurma fırsatı vermemektedir. Buna koşut olarak gruptaki diğer kişilere duyarlı olma da sınırlı düzeydedir.

 

 

            Kurum Bakımını Gençler İçin Olumsuz Kılan Nedenler Şöyle Sıralanabilir :

 

            Kurumların Fiziksel Özellikleri :

 

            Kışla tipi kurumlar çok sayıda gencin barındığı kurumlar olması nedeniyle gençlerin kendi aralarındaki ve idare ile olan ilişkilerinin birinci derecede, sık ve yüz yüze olmasını engellemekte, bu da gencin sağlıklı gelişimini tehlikeye düşürmektedir.

 

            Personelin Nitelik ve Nicelik Açısından Yetersizliği:

 

Yetiştirme yurtlarındaki yapılaşma, meslek elemanlarının mesleki görevlerini gerektiği şekilde yerine getirmelerini önlemektedir. Kurumlarda görevli Psikolog ve Sosyal Hizmet Uzmanlarının gece nöbetlerine kalması kurumdaki belirli genç gruplarından sorumlu olmaları kendi görevlerini, ayrıcalıklarını ortaya koymalarında engel teşkil etmektedir. Bu durum gerek kurumda kalan gençleri, gerekse meslek elemanlarını Sosyal Hizmet Uzmanının rolü hakkında, çatışmaya düşürmektedir. Nöbet sırasında gençleri kontrol eden, ihtiyaçları ile ilgilenen, gerekirse cezalandıran bir görevliyi ertesi gün Sosyal Hizmet Uzmanı rolü içinde görmek ve kabullenmek gençler için pek söz konusu değildir. Aynı rol kargaşası, meslek elamanları için de söz konusudur.

 

            Bu yapılaşmanın temelinde personelin nicelik olarak yetersizliği vardır. Ancak bu durum yetiştirme yurtlarında çalışan meslek elemanlarının niteliklerini geliştirmemelerine, giderek mesleki niteliklerini tamamen kaybetmelerine yol açmaktadır. Sonuçta zarar gören yine destek ve hoşgörüden uzak kalan, sosyal ve duygusal ihtiyaçları karşılanmayan gençler olmaktadır.

 

            Yönetim, Personel ve Genç İlişkileri:

 

            Bilindiği gibi kalabalık ortamlarda iletişim çeşitli kurallara bağlı olarak gerçekleşir. Gençler için ise kayıtsız şartsız bazı kurallara uymak zorunda bırakılmak, arzu edilmeyen bir durumdur. Çünkü geçlik, otoriteye baş kaldırma dönemidir. Bu nedenle ilişkilerde onların bu özelliğini dikkate almak gerekir. Nasıl ki aile içinde kendisine hiçbir sorumluluk verilmeyen, yaptığı olumlu davranışlar fark edilerek ödüllendirilmeyen, kendisinin hiçbir katılımı olmadan konmuş kurallara uymadığı zaman cezalandırılan bir birey, aileden uzaklaşırsa; aynı şey yüz yüze iletişimin bile devamlı sağlanmadığı kışla tipi kurumlarda gençler için daha kolay söz konusu olmaktadır.

 

            Gençlerin Kendi Aralarındaki İlişkiler:

 

Yapılan çalışmalar “ kendini ifade etme “ ve “ başkalarına karşı duyarlı olma” davranışının, korunmaya muhtaç grupta pek gelişmediğini göstermektedir ( Linda, 1972; Hutchihson ve diğ. 1992; Bulut 1995a). Bu nedenle gençlerin kendi aralarındaki ilişki yüzeyseldir. Birbirlerini koruma davranışı genellikle karşılıklı çıkar ilişkilerine bağlıdır. Aralarında özdeşim kurabilmeleri için olumlu modeller çok azdır.

 

            Toplumun Yetiştirme Yurtlarına Bakış Açısı:

 

            Dış çevrenin yurt çevrelerine karşı olumsuz tutumları “ yurtlu olma” kavramını ortaya çıkarmıştır. Gençlerin yurtlu olarak kendilerini ayrı bir kategori içinde görmeleri aşağılık duygularına ve toplumdan kopmalarına neden olmaktadır. Yetiştirme yurdunun dışında kendini kabul ettirme, arkadaş edinme şanslarını düşük görürler ( Bulut, 1995) özellikle okuldaki öğretmenlerin yurt çocuklarına karşı aşırı koruyucu veya aşırı itici-dışlayan davranışları, bu duyguların pekişmesine yol açmaktadır.

 

            Tüm bu özellikler yetiştirme yurdundaki gençlerin çocukluktan yetişkinlik dönemine geçişte kendisinde meydana gelen psikolojik ve sosyal değişmelere sağlıklı uyum yapmasını güçleştirmektedir. Kışla tipi kurumlarda yetişen korunmaya muhtaç gençlerin ortak profili şu şekilde ifade edilebilir :

 

            Kendilerini şanssız, yalnız ve sevgisiz hissedeler. İnsanlara, yakın arkadaşlarına dahi güvenmezler. Sevgilerini, duygularını ifade etmekte güçlük çekerler. Başkalarının duygularına karşı duyarsızdırlar. Her şeye sahip olsalar da doyumsuzdurlar. Yemek, giyim, ilgi, sevgi açısından yoksun olduklarını düşünürler. İnsanlara, hatta birbirlerine karşı bile sık sık düşmanca duygular beslerler. Kişilerin sorularından kaçmak veya aşağılık duygusundan kurtulmak için yurtta olduklarını saklama eğilimindedirler. Birbirlerin ile ilişkilerinde saygısız ve küfürcüdürler ( Hutchıncon, 12992; Steinberg 1990; Allen, 1986; Bulut, 1995a)

 

            Doğaldır ki bu özellikleri göstermeyen yurtlu gençler olduğu gibi yurtlu olmadığı halde bu özellikleri gösteren geçler olacaktır. Belirleyici olan, yukarıda ifade edilmeye çalışılan ve gencin-sosyal gelişimini etkileyen koşullardır. Koşullarda meydana gelecek olumlu değişmelerin, gençlerin daha sağlıklı uyum yapmasını kolaylaştıracağı açıktır. Yakın bir gelecekte korunmaya muhtaç gençleri kışla tipi kurumlardan kurtaramayacağımıza göre, bu ortamın onlar için  sağlıklı bir sosyalleşme ortamı haline dönüştürülmesi gerekmektedir. Kanımızca en önemli başlangıç noktası, gençlerin katılımını sağlamak olmalıdır.

 

            KORUNMAYA MUHTAÇ GENÇLER VE SOSYAL HİZMET

 

            Birleşmiş Milletler (1967) Sosyal refah’ı “Birey, aile, grup ve toplumların değişen koşullardan doğan sorunlarını gidermek için onları güçlendiren faaliyetler bütünü” olarak tanımlar. Bir toplumun kalkınmışlık düzeyi, o toplumun refahı ile yani sosyal değişmeye uyum kapasitesi ile oluşur. On dokuzuncu yüzyılda sanayileşmenin getirdiği değişme ve uyum bugün hala ülkelerin sosyal refahının sağlanmasında önemini korumaktadır. Çünkü sanayileşme, birçok değişimi, beraberinde getirmektedir. Zaman içinde meydana gelen yeni gelişmeler, yeni sorunları ortaya çıkarmaktadır. Örneğin Amerika’ da adolesan doğurganlığının artması; boşanmaların ve yoksulluğun da artmasına neden olmuştur. AİDS nedeniyle çocukların ana-babasız, korunmaya muhtaç hale düşmesi, son yıllarda ülkelerin çözüm getirmesi gereken sorunlardandır.

 

            Belirli bir yaşam düzeyi için gerekli kaynaklardan yararlanamayan insan gruplarının refahını sağlamayı temel hedef edinen mesleklerden biri de sosyal hizmettir. Sosyal hizmet mesleğinin çeşitli ihtiyaç grupları içerisinde “ özel durumları “ nedeniyle refahını karşılamak durumunda olduğu gruplardan biri de  “ korunmaya muhtaç çocuklar “ dır. Bu konu sosyal hizmetin Aile ve Çocuk refahı alanı içinde ele alınır.

 

            Daha önce de ifade edildiği gibi yetiştirme yurtları "sosyal hizmet kurumları” dır. Bu kurumların temel hedefi “ gençleri korumak, bakmak ve bir iş veya meslek sahibi edilmelerini sağlamak” tır. Yani korunmaya muhtaç gençlerin refahı, bu kurumların sorumluluğundadır.

 

            Doğaldır ki Sosyal Hizmet kurumlarında, sosyal hizmet hedeflerini gerçekleştiren kişiler Sosyal Hizmet Uzmanlarıdır. Bir başka ifade ile Sosyal Hizmet Uzmanları olması gerekir. Ne yazık ki uygulamada bu ideal pek gerçekleşememektedir. Son rakamlara göre Türkiye ‘ de 92 Yetiştirme yurdun da 9366 gence hizmet verilmektedir ( SHÇEK, 1995 ). Çalışan personel ise sosyal hizmet ağırlıklı değildir. Bu kurumlarda sağlıklı gençlerin yetişmesi; konu hakkında bilgi, beceri ve mesleki değerlerle donatılmış sosyal hizmet uzmanlarının etkili çalışmaları ile olanaklıdır. Bu nedenle, kurumlardaki personelin sosyal hizmet ağırlıklı olması ve çalışan sosyal hizmet uzmanlarının kurumlarda meslek uygulamalarını yapabilecekleri bir yapının oluşturulması öncelik verilmesi gereken bir konudur. Ancak bundan sonra, meslek elemanlarının mesleki uygulamalarını yaparken geçlerin sağlıklı sosyalleşmesini sağlama yönünde neler yapabilecekleri, ne tür yenilikler getirebilecekleri tartışılabilir. Eğer bu kurumlar aile yerine geçiyorsa, gençler ihtiyaçları olduğunda yüz yüze iletişim kurarak meslek elemanlarından gerekli destek ve yardımı alabilmelidir.

 

            Kanımızca Yetiştirme yurtlarında gençlerin doğasına uymayan en önemli özellik, yapıda yöneten ve yönetilen olmak üzere iki grubun olmasıdır. İki grup arasında yönetime ilişkin herhangi bir iletişim olmaması, bazı sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Etüd ‘ te ders çalışmama, kurum tarafından belirlenen saatten daha geç gelme, kurumdan kaçma bu sorunlardan bazılarıdır. Bireyler neden konduğunu bildiği  veya kendi koyduğu kurallara daha çok uyma davranışı gösterir. ( Kağıtçıbaşı, 1988) Her konuda gençleri yönetime katma olanaksız olabilir. Ancak onların katılımlarının sağlanabileceği konular mutlaka vardır, aranıp bulunmalıdır. Bu konular da her bölgedeki yetiştirme yurdunda gereksinmeler nedeniyle farklılık olabilir. Bu nedenle her kurumda gençlerin ilgi ve ihtiyaçları, o bölgenin gençlerden beklentileri göz önüne alınarak program geliştirilebilir.

 

            GENÇLİK LİDERLİĞİ

 

            Gençlere yönelik yapılan çalışmalar, arkadaşların, otorite, temsil eden kişilerden daha önemli olduğunu, gençlik döneminde bireyin akranlarının fikrinden etkilendiğini göstermektedir.

 

            Her kurumda her zaman liderlik özelliği gösteren arkadaşlarını etkileme gücüne sahip kişiler olacaktır. Yönetimden gence değil de gençten gence aktarılan fikirler diğerlerini daha çok harekete geçirme şansına sahiptir. Bu nedenle belirli konularla sivrilmiş ve etkileme gücüne sahip gençler, gençlik lideri olarak geliştirilebilir.

 

            Yetiştirme yurtlarının temel hedefi “ sağlıklı genç “ yetiştirmek olduğuna göre gençlik liderliği konusu planlanırken her aşamada bu hedef gözden kaçırılmamalıdır.

 

            Yetiştirme Yurtlarında Gençlik Liderliğinin Geliştirilmesinde Adımlar Şöyle Sıralanabilir :

 

1.       Kurum içindeki gençleri, ilgi ve ihtiyaçları, yetenekleri açısından tanıma. Burada ifade edilmek istenen teorik olarak gençlerin ilgi ve ihtiyaçları hakkında bilgi sahibi olma değildir. O kurumdaki gençleri bireyselleştirerek tanımak önemlidir. Hangi konularda doğal gruplaşmalar vardı? Bu gruplar hangi gençlerden oluşmaktadır? Hangi gençler diğerlerini etkileme gücüne sahiptir? Hangi konularda? Bu ve buna benzer soruları cevaplayacak kurum içinde ufak çaplı bir araştırma ve gözlem yapmak gerekir.

2.       Kurumun içinde yer aldığı toplumsal çevrenin gençlerden beklentilerinin ne olduğunu belirleme. Bu inceleme zaman kaybetmemek için birinci adım ile aynı dönem içinde gerçekleştirilebilir.

3.       İlgi gruplarını ve liderlerini belirleme. Bu gruplar sanatın çeşitli dalları, gezi, spor, söyleşi, konferans gibi sosyal etkinlikler, çevre, arkeoloji, yurdu dışarıda tanıtma, bazı yurt sorunlarını giderme, vb. gibi konular içerebilir. Yörenin folkloru, tarih, adetleri gibi yöresel özellikleri tanıtan gruplar olabilir.

4.       Grup liderinin gelişmesini destekleme ve izleme. Buraya kadar girişimcilik daha çok kurumda çalışan sosyal hizmet uzmanında olabileceği gibi, tüm bu faaliyetler gençlerin katılımı ile de gerçekleşebilir. Gruplar ve liderler belli olduktan sonra uzmanın liderin etkililiğini artırmak için ihtiyaç halinde gerekli ilişkileri kurmakta yardımcı olması, zaman zaman tüm gençlik liderleri ile bir araya gelerek aralarındaki iletişimi güçlendirmesi yararlı olur. Gruplar arası yapıcı bir rekabetin oluşmasını sağlar.

 

Uzmanın Süreç İçinde:

 

a.       Yurtta kalan tüm gençleri en az bir grubun üyesi olmaları konusunda yüreklendirir. Her grubun kendini ve faaliyetlerini tanıtması için ortam hazırlar.

b.       Gençlik liderlerinin ve gruplarının başarılı olması için dış kaynakları harekete geçirir. Gerekli durumlarda onların savunuculuğunu yapar.

c.       Diğer yetiştirme yurtlarında bulunan benzer ilgi gruplarının bir araya gelmesini sağlamak üzere liderlerin buluşmasına sağlayacak programlar hazırlar.

 

Kısacası grupları oluşturma, liderleri yetiştirme ve devamlılığı sağlamada uzman aktif rol alır. Burada uzmanın bir lider olarak gençlere model olması önem kazanmaktadır. Uzman gençlerle iletişim kurma becerisine sahip olmalıdır. Bu konu bir başka yazıda etraflıca ele alınabilir.

 

            Yukarıda ifade edilen aşamaların daha ideal bir şekilde geliştirilebilmesi, tüm yetiştirme yurtlarında uygulanacak şekilde projelendirilmesi olanaklıdır. Yeter ki kurum yönetimi gençlerin katılımı ile bazı faaliyetleri geliştirebilecekleri yönünde esnek olsun ve onlara güvensin.

 

            Gençlik liderliği oluşturma ve geliştirme faaliyetleri gençler arasında, gençlerle kurum yönetimi ve personeli arasında ve gençlerle dış çevre arasında etkili bir iletişimin doğmasına neden olacaktır. Kendilerinden birinin liderliğinde  yapılacak faaliyetlerde gençlerin daha kabul edici olması beklenir. Bu da gencin kendi gücünün farkına varmasını, kendine güven geliştirmesini sağlayacaktır. Program faaliyetleri aracılığı ile dışa açılma “Yurtlu olma “nın utanılacak bir şey olmadığını anlamlarına ve bu konuda aşağılık duygularından kurtulmalarını neden olacaktır.

 

            Bu örnekler çoğaltılabilir, bilindiği gibi sosyal olgunluk kazanmak, sorumluluk alıp yerine getirmek, kendi kararını verebilmek ve bağımsız olabilmek ile olanakladır. Kanımızca gençlerin kendi liderleri aracılığı ile katılımlarının sağlanması, onların sosyal olgunluk kazanmasının ön şartıdır. Bu özelliklerini geliştirebilen genç, sağlıklı sosyalleşebileceği bir ortam bulmuş demektir.

Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi mnurigezmis@hotmail.com adresine gönderin.
Telif Hakkı © 2011 Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü
Son değiştirilme tarihi: 25/07/11